Vallahi bu futbol alemi varya, bir gün dediğini ertesi gün unutturur adama! Hatırlarsınız, sezon başında Fenerbahçe'nin Salzburg'dan 18 milyon euro'ya getirdiği Dorgeles Nene vardı. Bazı 'uzman' yorumcularımız, hatta Tümer Metin gibi isimler, gencecik adama 'ölü yatırım' etiketi yapıştırmış, tabiri caizse toprağın altına sokmuşlardı. Ee ne oldu şimdi? O ölü yatırım dedikleri Nene, öyle bir dirildi ki, şimdi Avrupa'nın devleri 'ölü'süne değil, canlı canlı performansına talip oldu. Gözler faltaşı gibi açıldı tabi, 'Bu Nene de kimmiş?' diye.
Şimdi bakın işin komik tarafına, bu 'ölü yatırım' denilen 23 yaşındaki kardeşimiz, Fenerbahçe formasıyla 35 maça çıkmış, dile kolay 10 gol, 9 asist yapmış. Yani neredeyse oynadığı her ikinci maçta ya gol atmış ya attırmış, toplam 19 gole doğrudan katkı sağlamış. Kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor, ama bizimkiler 'ölü' derken herhalde cennetlik performansını kastediyordu! Tabii bu performansı gören Avrupa kulüpleri de uyandı; bir de baktılar ki bu Malili genç, öyle abartı bir maaş da almıyor, 1.5 milyon euro civarı bir şey. 'Hem taş gibi oynuyor, hem ucuza geliyor, daha ne isteriz!' diye iştahları kabardı anında.
Özellikle Fransa ve İngiltere'den, başta Marsilya olmak üzere, Nene'nin peşine düşenler bir hayli. Anlaşılan o ki, Nene'nin potansiyelini ve bu 'fırsat transferi' olma durumunu iyi analiz etmişler. Peki, şimdi bu 'ölü yatırım' için Fenerbahçe ne istiyor dersiniz? Adamlar hemen bonservis etiketini 25 milyon euro olarak belirlemiş bile. Hani o 'çöp' denilen topçudan 7 milyon euro kâr etme potansiyeli doğdu, bu gidişle daha da artar. İşte böyle olur, bazen 'ölü' dediğin adam, kasanı şenlendirir, yorumcuların da diline dolanırsın, kahvede muhabbeti bitmez.