Arkadaşlar, şimdi gelin oturun bi' çay söyleyin, size bir Kante masalı anlatayım. Hani şu bizim Fenerbahçe'nin ara transfer döneminde kapattığı N'Golo Kante var ya? Ha, işte o adam Fransa formasıyla sahaya bir çıktı, ortalık anında şenlik yerine döndü. Kolombiya ile oynadıkları hazırlık maçıymış efendim, sanki Kante'nin özel antrenman maçı gibi. Kaptanlık pazubandını takmış, 90 dakika da sahadan çıkmamış. E zaten çıksa kim bulacaktı ki? Her yerdeydi mübarek!
Maç bitti, skor tabelası Fransa 3, Kolombiya 1 yazarken, herkesin dilinde tek bir isim vardı: Kante. Adamın performansına bakın ki, internet aleminde 'Kante nereye koştu?' diye yeni bir challenge başlatılacak sandım. Kolombiya orta sahası resmen sahada Kante'nin gölgesini bile zor gördü. 35 yaşındaki bir abimizin bu performansı, genç futbolculara 'abi sen napıyon ya, biz niye koşamıyoruz?' dedirtmediyse ben de hiçbir şey bilmiyorum. Sanki bir değil, beş Kante aynı anda oynuyormuş gibi.
İstatistikler de cabası! Topla buluşma sayısı 77, pas isabeti yüzde 90, 3 top kapma... Resmen 'ben bu sahanın tapusunu aldım, istediğim gibi koşar oynarım' demiş. Girdiği 10 ikili mücadelenin 6'sını kazanmış. Yani adam sadece koşmuyor, aynı zamanda mücadele de ediyor, topu da dağıtıyor, üstüne bir de rakibi bunaltıyor. Vallahi ne diyeyim, Kante'nin enerjisiyle bana bir tost ısmarlasalar, akşama kadar enerjim bitmez. Bu gidişle Kante, 40'ına kadar böyle top koşturursa, biz genç yaşta emekli olan futbolculara yanarız!