Arkadaşlar, olay neydi? Marcao! Hani şu bir zamanlar Galatasaray savunmasının bel kemiği, sonra İspanya yollarına düşen delikanlı... Şimdi Sevilla'da ter döken (!) abimizden sarı-kırmızılı camiaya bomba bir açıklama geldi. Dedi ki, 'Ben futbolu Brezilya'da bırakırım, hani evim barkım orası. Ama ola ki gurbette kalırsam, şey... Galatasaray'da da bırakabilirim, tabii onlar da isterse!' Yahu Marcao, sen sanki Barcelona'dan emekli oluyormuş gibi bir havayla kapıyı çalıyorsun, üstüne bir de 'İster misiniz?' diye soruyorsun. Sanki Galatasaray'ın aklına başka iş düşmüyor da seni bekliyordu yıllardır!
Sonra başladı eskileri yad etmeye: 'Galatasaray benim için her şeyin başladığı yerdi, hayatım değişti, Tanrı'ya şükrettim!' Eee, iyi güzel de, her şey değiştiyse niye gittin be aslan parçası? Menajerin haber verince diz çöküp şükretmeler, İstanbul'a inince iki polisin karşılaması (malum, efsaneler öyle karşılanır), taraftarların boynuna atkı takması... Hatta öyle bir his ki, tarif edemezmiş! Ne hissiydi Marcao, şampiyonluk mu, yoksa gurbetteki Brezilyalı arkadaşlarınla çiğ köfte partisi mi? Yetmedi, aslan dövmesi bile yaptırmış. Helal olsun! Ama sanki biraz 'Ben buradayım, hala seviyorum, ne olur beni unutmayın' mesajı vermiş gibi geldi bana. Hani eski sevgiliye atılan o 'Nasılsın, nasılsın?' mesajları gibi...
Şimdi sormak lazım, Sevilla'daki performansınla mı Galatasaray'ın kapısını çalıyorsun, yoksa o unutulmaz (!) günlerin hatırına mı? Galatasaray Yönetimi şimdi oturdu, 'Acaba Marcao'yu emekli edip scout ekibine mi alsak, yoksa anı defterimize yazıp kapıyı mı kapatsak?' diye düşünüyorlardır. Hatta belki de 'Senin de mi emekliliğin bize kaldı Marcao?' diye içerlenmişlerdir. Neyse, Marcao'nun gönlünden geçenler bunlar. Bakalım Galatasaray bu flörtöz teklife nasıl bir cevap verecek. Belki de bir gün gerçekten eski dostlar yeniden bir araya gelir, kim bilir? Ama önce topa nasıl vurduğuna bakmak lazım, öyle değil mi?