Abi şimdi durup dururken, sezonun bitmesine kalmış topu topu 7 hafta, bizim İngiltere Championship'in dibine demir atmış takımlarından Blackburn Rovers, 'Aaa, bir de bu çocuk vardı!' dercesine Nathan Redmond'a imza attırdı. Valla helal olsun Redmond'a, tam da unutulmaya yüz tutmuşken, 'Ben buradayım!' dedi herhalde. Sheffield Wednesday'den ayrılalı beri ortalıklarda yoktu, 'Ne yapıyor bu bu adam?' derken, meğer sessiz sedasız Blackburn'ün kapısını çalmış. Ya da Blackburn son çare olarak kapısını çalmış, orası biraz muamma.
Bu Redmond dedin mi öyle sağdan soldan değil, kariyerinde Burnley'den Southampton'a, Norwich'ten Birmingham'a birçok İngiliz takımının çimlerini eskitmiş bir topçu. Hatta geçen sezon hatırlarsınız, Beşiktaş'a gelip kısa süreli bir İstanbul macerası da yaşamıştı. Oradan Championship'in tozlu sahalarına dönüş, kaderin cilvesi diyelim. Adam 495 maçta 58 gol, 65 asist yapmış. Fena değil ha, yani öyle bir anda takım değiştirecek olsa, bu istatistiklere bakıp 'E bir deneyelim bari' derler.
Şimdi Blackburn Rovers'ın durumu da malum, ligde 19. sırada, küme düşme hattının sadece 4 puan üstünde. Resmen bıçak sırtı yürüyorlar. Tam 7 hafta kala Redmond'u almak, 'Ya tutarsa?' piyangosu gibi. Kısa süreli sözleşme yapmaları da aslında 'Bir gel bakayım, yedi haftada bizi düşmekten kurtarırsan belki seneye de düşünürüz' mesajı gibi duruyor. Hadi bakalım Redmond, kurtarıcı mı olacaksın, yoksa Blackburn'ün son umudu mu sönecek, göreceğiz. Bir nevi son dakika transferi değil, son hafta transferi bu!