Şimdi efendim, bakmayın siz Altay Bayındır'ın Manchester United'a gittiğine, sanki orada dünyaları devirmiş gibi. Adamcağız kaleyi unuttu, topu unuttu, adeta 'ManU'da turistik gezi' kıvamındaydı. Ama neyse ki bu 'bench ısıtma' operasyonu bitecek gibi duruyor. Sezon bitince ilk uçakla atlayıp 'Merhaba Türkiye!' diyecekmiş bizim milli eldiven. E tabi kimin aklına gelirdi ki koskoca Manchester United'dan sonra tekrar Türkiye yolları görünecek diye? Ama futbol bu, sürprizlerle dolu, özellikle de kaleci mevzularında.
Vay anam babam, bak şimdi olaya! Bizim Beşiktaş, yeni sezonda kalesini sağlama almak için gözünü kimlere dikti dersiniz? Tabii ki Altay'a! Adam ManU'da haftalık maaşını cebine koyup, arada bir maç öncesi ısınmalarda 'ben de buradayım' pozu vermek dışında pek bir şey yapamıyordu. E şimdi İngilizler de 'madem oynamıyor, verin gitsin' kafasına gelmiş belli ki. 5 milyon euro gibi bir bonservis bedeli belirlemişler. Düşünsenize, sanki adam 50 maç oynamış da, 50 tane de kurtarış yapmış gibi fiyat biçiyorlar. Ne diyelim, İngiliz esnafı da bir garip oluyor bazen.
Ama Beşiktaş da boş durur mu? '5 milyon çok, azıcık indirime gitsek?' diye pazarlığa başlamış. Sanki çarşıda domates alır gibi 'az daha düş, komşu hatrına!' modundalar. Haklılar tabii, kaleci transferi kolay iş değil, hele ki bu devirde. Bir yandan Altay'ı alalım derken, diğer yandan da kasadaki 'pazarlık payını' eritmeyelim derdindeler. Bakalım bu transfer 'kapış kapış' mı gidecek, yoksa son dakika golüyle mi bitecek? Altay Türkiye'ye gelince, inşallah kaleden çok kulübede oturmanın pasını atmıştır, yoksa Beşiktaş taraftarının esprilerine maruz kalmak kolay olmaz.