Vay arkadaş, Betis ilk maçı Panathinaikos'a 1-0 kaybetmişti, 'Eyvah, yine Avrupa macerası burada bitti mi?' derken, rövanşta bir çıktılar sahaya, bildiğin 'Ben Real Betis'im!' dediler, 4-0 yapıştırdılar geçtiler çeyrek finale. Sanki ilk maçı başkası oynamış gibi!
E tabii bu şovun başrol oyuncularından biri de kim oldu dersin? Bizim Fenerbahçe'den Real Betis'e kiralık giden Sofyan Amrabat! Adam öyle bir gol attı ki, İspanyol basını 'Bu kim? Nereden çıktı?' diye birbirine girdi. Meğerse kiralık diye yolladığımız cevhermiş!
Kaleye bayağı uzak bir mesafeden öyle bir roket yolladı ki, top filelerle buluştuğunda skoru 2-0 yaptı ve Betis için 'Hadi bakalım, tur başlasın!' komutunu verdi. Gol sonrası Amrabat'a bir anda 'Messi'nin Faslı kuzeni' muamelesi yapmaya başladılar. Bir gol attı diye, dün eleştirenler bugün methiyeler düzüyor, sanki ilk kez futbol oynamış gibi. Bir bakmışsın, sahadaki istatistikler, 'takıma katkısı çok yüksek' falan diye haberler havada uçuşuyor. Halbuki aynı adam ilk maçta da oradaydı, kimse adını anmıyordu. İşte futbolun 'gol' denklemi bu: atarsan kralsın, atamazsan 'kiralık' bir futbolcusun.
E tabii, bu kadar 'ekstra' bir gol ve performans olunca Real Betis hemen bizim Fenerbahçe'nin kapısına dayanmış: 'Biz bu Amrabat'ı alalım abicim, bonservisiyle, tapusuyla, arsasının yarısıyla alalım!' diye. Bizim Fenerbahçe de uyanık tabii, 'Dur bakalım koçum, öyle beleşe kaptırmayız biz bu çocuğumuzu. Madem bu kadar sevdiniz, en az 12 milyon Euro'yu sayacaksınız!' diye basmış fiyatı. Düşünsene, Amrabat attığı bir golle hem Betis'i çeyrek finale taşıdı, hem de Fenerbahçe'nin kasasına adeta bir 'piyango bileti' attı. Resmen 'Sen golünü at, ben de paranı katlayayım' demişler. Helal olsun çocuğa, tek vuruşta hem kendi kariyerini hem de kulübünün kasasını şahlandırdı. Şimdi bakalım, Betis o 12 milyonu basıp bu 'altın golcü'yü alacak mı, yoksa yine 'kiralık' olarak mı yoluna devam edecek?