Samsunspor'umuz, UEFA Konferans Ligi'nde öyle bir maceraya atılmış ki, akıllara zarar. Madrid'e gitmişler, evet, Rayo Vallecano ile rövanş maçı oynayacaklar. İlk maçta evlerinde 3-1 yenilmelerine rağmen, teknik direktör Thorsten Fink hocamızda bir ilahi enerji, bir 'ben bu filmi daha önce izledim' havası var. Demiş ki Fink Hoca: 'İlk golü bulursak, maç sürpriz sonuçlara açılır.' Ya hocam, 3-1'den sonra 'sürpriz' dediğin herhalde rakibin kendi kalesine hat-trick yapması olur herhalde? Yoksa biz mi yanlış biliyoruz futbolu?
Fink Hoca, basın toplantısında 'Biz buraya maçı kaybetmeye değil kazanmaya geldik' diyerek aslında bir 'kazanmaya geldik ama sonuçta ne olur bilemem' klasiğini patlatmış. İlk maçı ise 'bizim yapmış olduğumuz hatalardan' kaybetmişler. Allah Allah, hiç mi rakibin iyi oynaması falan söz konusu değil? Gerçi hemen ardından 'Rayo iyi takım, hatta kendi liginde baskı şiddetlerinde, koşularda en iyi istatistiklere sahip' diye eklemiş. Ya hocam, hem kendi hatamız diyorsun hem adamları öve öve bitiremiyorsun, bari birinde karar kıl! Bir de üzerine 'küçük bir mucizeye ihtiyacımız olacak' deyip, hemen ardından oyuncularının taktiklerini ne kadar hızlı öğrendiğini anlatmış. Sanki o hızlı öğrenme, 3-1'i unutturup, 'küçük mucizeyi' cebinden çıkaracak.
Hazır Fink Hoca, 'bu şampiyonayı da Rayo kazanabilir' diye rakibi göklere çıkarırken, bir yandan da Emre Kılınç ve Tanguy Coulibaly gibi isimleri riske atmayacağını söylemiş. Neden mi? Çünkü Türkiye Kupası'nda üç maçları var, oradan Avrupa bileti kapma ihtimalleri daha yüksekmiş. Ya hocam, Konferans Ligi'nde Avrupa'dasın zaten, ne diye kendini bu kadar kasıyorsun? Yoksa o 'küçük mucize' bile bu kadroyla gerçekleşmez mi dedin içinden, çaktırmadan? Samsunspor Kaptanı Zeki Yavru da konuya dahil olup 'erken gol bulursak atmosfer değişir, inşallah buradan çiftte bayramla döneriz' diyerek o umut kırıntısını canlı tutmaya çalışmış. Helal olsun Zeki, 15 yıldır bu ligde tokat yemişsin, oynamışsın, eleştirilere göğüs germişsin. Ama 3-1'den sonra 'çiftte bayram' biraz iddialı değil mi? Hadi bakalım, Madrid'e gitmişken, bir mucize çorbası içip de gelin bari!