Arkadaşlar, böyle maçlar futbolun ta kendisi işte! Hani derler ya, 'Maç doksan dakika', Sporting'in Bodo/Glimt'e bu gerçeği biraz acı bir şekilde öğrettiği bir gece oldu. Düşünsenize, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda ilk maçı 3-0 almışsın, Lizbon'a gitmişsin, cebinde çeyrek final biletiyle bir nevi turistik geziye çıkmışsın gibi. Bodo/Glimt'liler herhalde Jose Alvalade'de sadece Portekiz güneşiyle değil, Sporting'in ciddiyetsizliğiyle de yanacaklarını düşünmüşlerdir. Ama yanıldılar, hem de nasıl yanıldılar!
Sporting, 'Hani size ilk maçta biraz müsamaha gösterdik diye bizi küçümseyecek misiniz?' dercesine maça bir girdi, pir girdi. Önce 34'te Inacio, sonra 61'de Gonçalves, sonra da 78'de penaltıdan Suarez... Bir de bakmışsın, o 3-0'lık avantaj erimiş, bitmiş, gitmiş! Bodo/Glimt yedek kulübesindeki Norveçli abiler herhalde 'Bu ne hız arkadaş? Daha yeni kutlama yapıyorduk!' diye isyan etmişlerdir. Maç normal sürede 3-0'a gelince, 'Peri masalı mı demiştiniz? Şimdi gerçekler acıtır!' demek kalmıştı Sporting'e.
Uzatmalara gidince, Bodo/Glimt'in enerjisi de, 'peri masalı' motivasyonu da suyunu çekti. Zaten moral olarak çökmüşlerdi. 92'de Araujo 'Ben de partiye dahil olayım' dedi, ardından 120+1'de Nel, tabutun son çivisini çaktı. Toplamda 5-3'lük bir skorla (rövanş 5-0) Sporting çeyrek final biletini kaptı. Şimdi çeyrek finalde Arsenal mı, Bayer Leverkusen mi gelir bilmeyiz ama Bodo/Glimt'e gelince... Onlar bence bir daha UEFA'da kura çekerken, 'Aman Allah'ım Portekiz takımı çıkmasın!' diye dua etsinler. Peri masalı dedikleri, Lizbon'da kabusa dönüverdi işte, ne yaparsın.