Abi düşünsene, Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool gibi bir devle kapışacaksın deplasmanda, hayati bir rövanş maçı var. Takım Kemerburgaz'da harıl harıl taktik çalışıyor, Okan Hoca belki de uykusuzluktan gözleri şişmiş, "Nasıl durdururuz bu Salah'ı, Mane'yi?" diye kafa patlatıyor. İşte tam bu gergin ve bir o kadar da kritik atmosferde, birden bir alkış tufanı kopuyor! Meğer bizim Brezilyalı orta saha Gabriel Sara, Brezilya Milli Takımı'na seçilmiş diye kutlama yapıyorlarmış. İyi de abicim, Liverpool kapıda, Brezilya kapıda değil ki!
Antrenman başlamış dinamik ısınmalarla, sonra o meşhur '8'e 2 top kapma' eziyeti... Basın falan gidince de asıl taktik dersleri başlamış tabii. Kaleye giden toplar, ofsayt çizgisinde taktiksel manevralar falan... Tam konsantrasyonun tavan yapması gereken anlarda, sanki Şampiyonlar Ligi'ni kazanmışız gibi Sara'ya kutlama yapılması da ne bileyim, biraz "aman da aman" durumları yaratmış. Şimdi merak ediyorum, bu kutlama Sara'nın motivasyonunu mu artırdı, yoksa diğer oyuncular 'Bize neden Brezilya Milli Takımı'ndan çağırmadılar?' diye kıskançlık krizine mi girdi, bilemiyorum.
Neyse efendim, bu kutlama merasimleri, Sara'nın Brezilya hayalleri falan derken, bizim ekip apar topar İstanbul Havalimanı'na doğru yola koyulmuş. İngiltere'ye uçuyorlar, o meşhur Anfield çimlerine ayak basmaya. Hadi bakalım, Gabriel Sara Brezilya'ya gitmenin haklı gururunu yaşasın ama asıl sınav, Liverpool deplasmanından eli boş dönmemek olacak. Bakalım bu "Sambacı alarmı", o zorlu maç öncesi takıma gaz mı verecek, yoksa biraz kafa karışıklığı mı yaratacak? Göreceğiz!