Şimdi de ne oldu biliyor musun? Hani şu Avustralya'da sessiz sedasız protesto yapıp sonra 'iltica istiyorum' diyen İranlı kızlarımız vardı ya... İşte onlardan biri daha 'yok, ben pas geçeyim bu Avustralya işini' demiş. Valizi toplayıp gitmiş. Vay be, bu ne kararsızlık arkadaş! Resmen transfer dönemindeki 'gidiyor muydu, kalıyor muydu?' belirsizliğini yaşıyoruz kadın futbolunda.
Hatırlarsın, bu arkadaşlar milli marş okunurken sessiz kalmış, ortalık karışmış, sonra da Avustralya 'Buyurun, kapımız açık' diyerek iltica hakkı tanımıştı. Hatta bizim eski Başkan Trump da 'Aman Allah'ım, bunları geri göndermeyin, öldürürler' falan diye ortalığı velveleye vermişti. Avustralya da yedi oyuncuya kapıyı açmıştı, biri son anda cayınca altıya düşmüştü bu sayı. Ama gel gör ki, bizim kızlar teker teker 'yok sağ ol, biz almayalım' demeye başladı. Şimdi bu son ayrılıkla beraber, Avustralya misafirperverliğini 'reddedip' ülkesine dönme kararı alanların sayısı beşe çıktı. Resmen 'kaçanlar' listesi, 'dönenler' listesine dönüştü.
Anlaşılan o ki, oyuncular önce Malezya üzerinden takım arkadaşlarıyla buluşup sonra hep birlikte Tahran'a doğru yola çıkacaklarmış. Avustralya İçişleri Bakanı da 'Biz fırsat sunduk ama bu zor kararları biz değil onlar veriyor' diye topu taca atmış haklı olarak. Yani bir yandan 'ölüm tehlikesi var' deniyor, diğer yandan 'yok aga, ben eve döneyim' deniyor. Vallahi bu işin içinden çıkmak futbol taktiğinden zor! Anlaşılan bazıları için ev bark, tanıdık ortam, gurbet elde sunulan her türlü fırsattan daha ağır basıyor. Ya da kim bilir, belki de Avustralya'daki antrenmanlar çok ağırdır, kaçtılar!