Yine bir Fenerbahçe haftası, yine bir trajikomik hikaye... Süper Lig'in dibine demir atmış Fatih Karagümrük'e 2-0 yenilmek mi? Vallahi bizim kahvede bile daha iyi top oynanır! Tabii böyle bir 'destan' yazılınca, sarı-lacivertlilerin tepesinde 'acil durum' alarmları çalmaya başlamış. Ne de olsa liderle (kim olduğunu söylemeye gerek yok herhalde) aralarındaki 7 puanlık makas bayağı açılmış. Hemen statta bir 'kriz masası' kurulmuş, sandalyeler gerginlikten kırılacak gibiymiş.
Bu gergin zirveden ertesi gün ne çıktı dersiniz? Hop, Domenico Tedesco ile yola devam! 'Aman hocam, sen bizimsin, kimse seni gönderemez' havası esmiş. Ama durun, asıl fırtına sonrası sessizlik değil, sessizlik sonrası fırtına burada kopmuş. Başkanımız Sadettin Saran, daha önce Samsunspor maçından sonra 'Futboldan memnun muyuz, çok değiliz' diye bir laf etmişti ya hani? İşte o laf, meğer Tedesco'nun gururunu incitmiş! Hocamız da durur mu? Çekmiş telefonu, basmış 'Başkanım, ne demek 'memnun değiliz'? Hem beni, hem oyuncularımı zor durumda bırakıyorsunuz!' fırçasını. Vay be, hocanın cesaretine bakın! Başkan'a direkt şikayet! Kim kime hesap soruyor belli değil.
Bir de işin transfer boyutu var ki, o tam bir komedi filmi senaryosu. Efendim, ara transfer döneminde En-Nesyri'leri, Duran'ları yollamışız, golcü arayışına girmişiz. Sörloth'lar, Lookman'lar, Nunez'ler havada uçuşurken, hop! Sportif Direktör Devin Özek'ten bir rapor gelmiş: 'Abi, bize golcü değil, defansif orta saha lazım!' demiş. Ve ne hikmetse, tüm mesaiyi golcüler yerine N'Golo Kante'ye harcamışlar! Yani düşünün, takım gol atamıyor, siz gidip dünyanın en iyi 'top çalan' adamını almaya çalışıyorsunuz. Sanki Kante forvet oynayacak da biz bilmiyoruz. Sanırım o raporu yazan, Kante'nin gol krallığı listesinde zirveye oynadığını sanmış. Hadi bakalım, 'gol atamasak da topu kaptırmayız' felsefesiyle nereye kadar gidecek bu takım?