Arkadaşlar, dinleyin bakın, geçen Frankfurt'ta bir maç oldu, Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ı 5-1'le ezmişler! Ama asıl bomba ne biliyor musunuz? Hocaları Dino Toppmöller, maç sonu çıkmış, 'Yahu, 5-1 mi oldu? Şaşırdım valla!' diyor. Ben de diyorum ki, 'E hoca, golleri senin takım attı, kime şaşırdın?' Adamın maçtan önce 'en az 2 gol atarız' diye bir öngörüsü varmış. Vay be, ne kadar da ileri görüşlü! Kim bilebilirdi ki o 2 golün üzerine bir 3 tane daha ekleyeceklerini? Sanki kendi takımının potansiyelini küçümser gibi bir hali vardı, neyse ki oyuncular hocalarını dinlememişler.
Neyse, maç ortamı şahane, enerji süpermiş falan filan klasik muhabbetler. Ama devre arası konuşması efsane: 'Gençler, çok iyisiniz, kimseye karşı geri durmayın!' demiş. Valla demiş de, bizimkiler sanki tam tersini anlamış gibi, hiç de geri durmamışlar, sahanın altını üstüne getirmişler! Bir de 'hak ederek kazandık' diyor. E hak edeceksin tabii hocam, 5 tane atmışsın. Yoksa haksız bir 5-1 mi olacaktı, o da ayrı bir tartışma konusu!
Yine de şu 5-1'lik skorun 'şaşırtıcı' olduğu konusunda ısrarcı. 'Galatasaray'a karşı kazanabileceğimizi biliyorduk, 2 gol de atabilirdik ama 5-1... Oha!' der gibi bir hali var adamın. Ya ben mi yanlış anlıyorum, ya hoca çok mütevazı ya da hala rüyadan uyanamadı. Bir de sormuşlar Leroy Sane hakkında, 'Kötü oynamadı, aktifti, mücadele etti' demiş. E tamam da hoca, 5-1 kazanılan maçta herhalde takımın oyuncusu kötü oynamadı, değil mi? Yoksa o 5-1'i 5-10 falan mı yapacaktı, ne yapsın çocukcağız?