Efenim, Beşiktaş'tan alıp başını Sardunya'nın sıcağına, Cagliari'ye giden Semih Kılıçsoy kardeşimiz, nihayet dilinin bağını çözmüş. TRT Spor mikrofonlarına 'içimdekileri' anlatırken, öyle bir dert yanmış ki sanırsın hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti. Özellikle milli takımda yaşadığı 'yıpranma' sürecine dem vurmuş. Demiş ki: 'Medyada bazı şeyler farklı yansıdı, sanki ağlamışım, mobbinge uğramışım gibi. Yahu arkadaşlar, ben ağlamadım ki! Orada gayet mutluydum.' Tabi canım, futbolcu dediğin çelik gibi olur, ne ağlaması! Sanki biz ne zaman bir futbolcu ağlarken gördük ki...
Asıl bomba ise Beşiktaş'tan ayrılışıyla ilgili söyledikleri. 'Ben hiç gitmek istemedim Beşiktaş'tan. Misyonum daha bitmemişti, orada kalıp başarılı olmak istiyordum.' demiş. Sanki kendi isteğiyle gitmemiş de, uzay mekiğine zorla bindirmişler gibi. 'Her şey iyi giderken beni bir anda bilinmezliğe ittikleri için mentalim zorlandı.' cümlesi de olayı iyice dramatize etmiş. Aman Semih'im, bilmediğin yere de gitmiyorsun hani, koskoca İtalya, dünyanın en güzel ülkelerinden biri. Sanki seni tutup Mars'a göndermişler gibi bir havalar, bir mağduriyetler... Neyse ki oralarda da 'misyonunu' tamamlamasına izin vermişler.
Peki ya Cagliari günleri? 'Yapamayacağıma inananlar oldu ama ben kendimi kanıtladım!' diyerek bir de meydan okumuş. Ee, 22 maçta 4 golle mi kanıtladın aslanım? Bizim topçular antrenmanda daha çok gol atıyor, az daha gayret! Ama helal olsun, 'satranç gibi taktik çalışıyoruz' diyerek zeka küpü bir futbolcu imajı çizmeye de çalışmış. En bombası ise 'İnsanlar Türk insanına benziyor.' tespiti! Vay be, İtalya'da Türk kardeşlerimizi bulmuşsun, daha ne isteyeceksin ki? Bakalım bu 'Türk' havası, gol sayısını kaça katlayacak, biz de merakla bekliyoruz.