Şampiyonlar Ligi... Avrupa'nın o büyülü, havalı arenası... Galatasaray taraftarı da "Haydi Aslanım!" diye erkenden havalanmış, beklentiler arşa değmişti. Ama ne yazık ki, bu masal Frankfurt'ta tam bir kabusa dönüştü. Sarı-kırmızılılar, deplasmanda Eintracht Frankfurt'a tam 5-1 mağlup olarak, tabiri caizse, ilk haftadan bir "ayaküstü şok tedavisi" aldı. Maç bitince skorborda bakıp, "Ya o 1 kimindi?" diye düşünmeden edemedik. Resmen gol yemeye doymadık, sanki beleşmiş gibiydi!
Bu ağır yenilgi, haliyle Alman basınının da diline dolanmış. Adamlar haklı, "Ezici bir zafer" diye manşetler atmışlar. T-Online'dan Bild'e, Sky Sport'tan Der Spiegel'e kadar herkes bir ağızdan "Eintracht, Galatasaray'ı dağıttı, ezdi, süpürdü" diye bayram etmiş. Sanki dünyanın en zorlu rakibini yenmişler gibi bir coşku var. Hele o Spox'un "Leroy Sane ve İlkay Gündoğan'ın da yer aldığı Galatasaray karşısında heyecan verici bir zafer" demesi yok mu? Vallahi bize de bir an "Acaba yanlış maçı mı izledik, Sane falan Galatasaray'da mıydı?" dedirtti. Neyse, Almanların coşkusu bize ders oldu: Demek ki iyi oynayınca böyle coşuyorlar.
Aslında Alman basınının neşesi bir yana, bu maç Galatasaray için acı bir gerçeklik testi oldu. Türkiye Ligi'nde lider olmanın Avrupa'da pek de geçer akçe olmadığını net bir şekilde görmüş olduk. Hele o eski hocası Julian Nagelsmann'ın Sane transferiyle ilgili "Leroy artık Bundesliga'dan biraz daha kötü bir ligde oynuyor. Daha fazla öne çıkmalı" sözlerini maçtan sonra okuyunca, içinden "Herhalde benim dediğime geldi" diye sırıttığına eminim. Yani anlayacağınız, Frankfurt, Galatasaray'ı resmen "gel de olgunlaş" diye sahadan siliverdi. Sarı-kırmızılılar için Şampiyonlar Ligi macerası, kabus gibi başlayıp, sanki "rüya" hiç yaşanmamış gibi bir his bıraktı. Hadi geçmiş olsun diyelim, daha çok maç var... ama umarız bu kadar "servis" yemeyiz bir daha!