Vay be arkadaşlar, Şampiyonlar Ligi kapılarını gürültüyle açtı, bizim takımlar da 'ben de varım!' diye sahaya çıktı. Özellikle Galatasaray, Frankfurt deplasmanında sezonun ilk Avrupa maçına çıktı ki, sormayın gitsin! Maça öyle bir giriş yaptılar ki, sanki 'biz buraya puan değil, anı biriktirmeye geldik' der gibiydi. Skor tabelasına baktık, '5-1' yazıyordu! Hani bazen deplasman dönüşü otobüste 'Abi o kadar gol yedik ama 1 tane de attık' diye avunursun ya, işte tam öyle bir geceydi. Rakibe bir nevi 'buyurun, bu da bizden size hatıra' dercesine gol yedik, bol keseden!
Neyse ki Yunus Akgün kardeşimiz, o koca gol sağanağının arasında bir tane atmayı başardı da, 'sıfır'la dönmedik bari dedik. Hani bir puan gelseydi de ülke puanına bir katkımız olaydı diye umutlanmıştık ama 5-1'lik mağlubiyetle sanırım 'katkı' tanımımızı biraz genişletmek zorunda kaldık. Belki de rakip takımların özgüvenini artırarak Avrupa'daki genel futbol seviyesine dolaylı yoldan katkı yapmışızdır, kim bilir!
Tabii bu 'muhteşem' açılışın ardından UEFA da oturup ülke puanlarını güncelledi. Eee, bakalım bizim Türkiye nerede? İlk beş değişmedi, devler yerinde. Biz de, öyle çok da şaşırmadan, kendimize 9. sıradan el sallıyoruz, 43.600 puanla. Hani diyoruz ya 'Avrupa'da fırtına estireceğiz' diye, estiriyoruz estirmesine de, rüzgar bazen tersine esip de saçımızı başımızı dağıtabiliyormuş, onu da görmüş olduk. Olsun, daha çok maç var, belki bir dahaki sefere rüzgarı arkamıza alırız da ilk sekize şöyle bir selam çakarız! Umut fakirin ekmeği, Avrupa bizim sahamız!