Hayırdır kanka, yine mi Avrupa Ligi muhabbeti? Malum, Şampiyonlar Ligi'ne bilet bulamayanların "eh, bu da fena değil" dediği o büyük (!) turnuvanın son 16 turu başlıyor yarın. Ciddiyim bak, öyle "bir de bu maçlara mı bakacağız şimdi" deme, sonuçta Avrupa kupası heyecanı bu. Tam 8 karşılaşma oynanacak ilk maçlar kapsamında, ardından haftaya rövanşlar var. Yorgan döşek değil, futbol topu peşinde koşanlar kazanacak!
Program desen, ne ararsan var. Mesela İtalya'dan Bologna ile Roma kapışacak, "biz Şampiyonlar Ligi'ne gidemedik ama bari burada birbirimize girelim" demiş olabilirler. Orada kesin bir drama döner, bilgin olsun. Fransa'dan Lille ile İngiltere'den Aston Villa maçı da fena durmuyor, bakalım Fransızlar "daha zarif oynuyoruz" mu diyecek, yoksa İngilizler "abi kas gücü önemli" mi diyecek göreceğiz. Panathinaikos'un Betis'e karşı "bizim tribünler daha gürültülü" kozunu oynayacağı kesin gibi. Stuttgart-Porto da klasik Alman disiplini Portekiz futbolu bileşimiyle ekrana kilitler (belki).
Gece seansı da boş değil tabii. Saat 23.00'te Macaristan'dan Ferencvaros, Portekiz'den Braga'yı ağırlayacak. Belçika'dan Genk ile Almanya'dan Freiburg da "biz de buradayız" diyecek. İspanyol Celta Vigo ile Fransız Olimpik Lyon kapışırken, İngiltere'nin köklü ekiplerinden Nottingham Forest Danimarka'dan Midtjylland'ı ağırlayacak. Yani anlayacağın, sabaha kadar televizyonun karşısında uykusuz kalmak için bolca bahane var. Hepsine "kaçırma" diyemem ama arada güzelleri çıkar kesin.
Şimdi bu maçları izlerken "nerede o Şampiyonlar Ligi temposu" diye iç geçirme sakın. Buradaki takımların da kendine has bir derdi, bir hırsı var. Haftaya rövanşlarda kimler çeyrek finale kalır, kimler Avrupa'ya erken veda eder, hep birlikte göreceğiz. Şimdiden cipsini, kolanı hazırla; belki bu turnuva seni şaşırtır, kim bilir!