Arkadaşlar, geçtiğimiz günlerde UEFA Kadınlar Avrupa Kupası'nda öyle bir maç yaşandı ki, insan oturup dramını yazmaya kalksa senaryo demezler, 'Gerçek olamaz!' derler. Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET'imiz, Eryaman Stadı'nda Bosna Hersek'ten SFK 2000 Saraybosna'yı ağırladı. Ev sahibi olmanın avantajı diyelim, Armisa Kuc ablamız daha 11. dakikada 'Buraya kadar geldiniz ama ev sahibi biziz!' dercesine golü attı, 1-0 öne geçtik. Ama Saraybosna da boş durur mu? Altı dakika sonra 'O işler öyle kolay değil' diyerek eşitliği getirdi. Hadi neyse, futbolda olur böyle şeyler. Ama bitmedi! İlk yarı biterken bir penaltı, o da ne, 2-1 geriye düştük. Sanki senaryoyu yazanlar 'ilk yarı ters köşe olsun' demiş gibiydi.
İkinci yarıya bir silkelenmeyle başladık ki sorma. Armisa Kuc sahneye tekrar çıktı, 'Ben bu takımın golcüsüyüm kardeşim!' diyerek 66. dakikada skoru 2-2'ye taşıdı. Oh be dedik, maç uzatmalara gitti. Ama bu maçta drama hiç bitmezmiş! Uzatmaların ilk devresinde yine Kuc, sanki 'Ben tek başıma alırım Avrupa Kupası'nı' dercesine 100. dakikada bir gol daha salladı: 3-2! 'Tamamdır, bu iş bitti!' diye sevinirken, Saraybosna'dan Terzic diye bir hanımefendi 107. dakikada bizim bütün coşkumuzu kursağımızda bıraktı, skor 3-3 oldu. Yani üç kez öne geç, üç kez yakalan. Resmen 'gel gel yapıp saldılar' durumu!
Ve tahmin edin ne oldu? Tabii ki penaltılar! Avrupa kupalarında penaltı demek, futbolun en acımasız piyangosu demek. 120 dakika boyunca kalelerin havuz gibi olduğu, savunmaların biraz fazla misafirperver davrandığı o maç, penaltılara kaldı. Ve sonuç malum... SFK 2000 Saraybosna, penaltılarda 3-2'lik bir üstünlük sağlayarak turu geçti. Bizim ABB FOMGET de, Armisa Kuc'un hat-trick'ine rağmen (ki bu kadın o kadar gol attı, neye yaradı şimdi?), Avrupa Kupası'na erkenden veda etti. Anlayacağınız, Başkent'in hanımefendileri Avrupa'ya bu sezonluk 'hadi seneye görüşürüz' dedi, içimiz yanarak dinledik...