Galatasaray'ın Liverpool maçında 62. dakika, tam da "işte şimdi olur bu iş" dediğimiz an... Victor Osimhen, sahaya "ben buradayım" dercesine bir gol attı ki, ekran başında kahvemiz boğazımızda kaldı. Sandık ki dünya tersine döndü, top ağlarla buluştu. Ama yan hakemin elindeki o bayrak var ya, hani sevinçlerimizi kursağımızda bırakan, o yine sahnedeydi! VAR'a gidildi, gerildik, tansiyon tavan yaptı.
Olay şöyle gelişti: Gabriel Sara öyle bir pas attı ki, sanırsın topun içine GPS yerleştirmiş. Barış Alper Yılmaz topa koştu ama akıllı çocuk, "Bu pozisyonda ofsayt kokusu var!" deyip birden frene bastı. İşte o an, sahneye Osimhen çıktı! Konate'ye öyle bir baskı yaptı ki, Liverpool savunmacısı kendi kalesine pas verecekti neredeyse. Sonra bir karambol, bir sağa sekti, bir sola sekti, Noa Lang vurdu, yine sekti... Derken pusuya yatmış Osimhen, "Bana bundan lazım!" dercesine topu ağlara yolladı. Biz ekran başında havalara zıpladık, sevinçten çıldırdık!
Gel gör ki, bu senaryonun sonu mutlu bitmedi. Yan hakem "ben görmedim" der gibiydi ama bayrak havada, VAR odasında ise dedektifler iş başındaydı. İki dakika süren "hayalet ofsayt" incelemesi sonrası karar netleşti: "Ofsayt!" Bizim sevinç balonu fena patladı. Saha kenarında ise Okan Buruk, dördüncü hakeme "Bu golün neresi ofsayt, bak Barış Alper topa bile dokunmadı!" diye dil döküyordu. Ama ne fayda, çizgiler, milimetreler, kararlar... Futbol bu işte, bazen haklısın ama yine de golün geçersiz sayılır, sen de çıldırırsın. Olsun, canımız sağolsun.