Şampiyonlar Ligi'nde perşembe akşamı yine bir curcuna yaşandı, malum. Özellikle bizim Cimbom'un rakiplerinden Monaco, Belçika'da Club Brugge'e konuk oldu ve aman Allah'ım, adeta "misafirliğe gittik, kaleyi de yanımızda getirdik" dercesine bir 4-1'lik hezimetle sahadan ayrıldı. Daha maçın başında Akliouche penaltıdan Mignolet'yi geçemeyince, "hayırdır ne oluyor?" dedik, meğer filmin fragmanıymış. İlk yarıda üç gol yiyen Monaco, "bu bizim takımı mı yolladılar yoksa turist kafilesini mi" diye düşündürdü resmen.
Brugge'lü arkadaşlar Tresoldi, Onyedika, Vanaken ve Diakhon, Monaco savunmasını adeta patates cipsi gibi parçaladı. Golleri sıralarken Monaco'lu Fati'nin tek teselli golü, ancak "biz de buradaydık" demekten öteye gidemedi. Yani özetle, Monaco'dan Şampiyonlar Ligi'ne "biz buradaydık ama ruhumuz Brugge'de kaldı" tadında bir performanstı. Cüzdanları şişkin olabilir ama sahada sanki cüzdanlarını düşürmüş gibiydiler, topa koşmaya üşendiler desek yalan olmaz.
Diğer maçta ise Kopenhag, sezona pek de istediği gibi başlayamayan Bayer Leverkusen'i ağırladı. Kopenhag, Larsson ile öne geçti, "tamamdır bu iş" derken Grimaldo sahneye çıktı ve eşitliği sağladı. Sonra Robert "hayır ben alırım bu maçı" dedi, takımını yeniden öne geçirdi. Ama gelin görün ki 90+1'de Hatzidiakos isimli kahraman(!) kendi kalesine öyle bir gol attı ki, resmen "biz bu galibiyeti sevmedik, alıcı bulamadık" dercesine puanları elleriyle teslim etti. Maç da 2-2 berabere bitti, seyirciye "vay be ne maçtı" dedirtti ama Kopenhag'a da "kader ağlarını kendi ördü" dedirtti.