Hani derler ya, büyük maçlar öncesi bir gerginlik olur, bir sessizlik çöker diye… Bizim Okan Hoca sağ olsun, o sessizliği kendi sesiyle bozdu! Şampiyonlar Ligi son 16 turuymuş, rakip de öyle ahım şahım bir takım değil, alt tarafı Liverpool! Efsane mi? Olabilir… Ama Buruk da boş durur mu, çıktı kameraların karşısına, sanki 'Arkadaşlar, ben geldim, rahat olun' dercesine. Belki de içinden 'Ne işiniz var sizin burada be!' diye geçiriyordur, kim bilir? Futbol bu, her türlü atraksiyon mevcut.
Biliyorsunuz bu teknik direktörler, hele Şampiyonlar Ligi gibi dev arenada maç öncesi açıklama yaparken, her kelimeleri santim santim hesaplar. Okan Hoca da tabii ki oraya 'Bugün hava nasıl?' diye sormaya gitmedi. Muhtemelen, 'Biz bu maçı alırız ama yine de bir nezaketen basın toplantısı düzenleyelim' modundaydı. Sanki gizli bir kodlama diliyle rakiplerine 'Siz şimdi bizi hafife alırsınız ama...' diye fısıldıyordu. Ya da belki de sadece 'Top yuvarlak, biz de hazırız' klasiklerini, kendine özgü o bilindik 'Ben bilirim bu işleri' havasıyla süslüyordur, izleyip göreceğiz.
Neyse, bu sözlerin sahaya nasıl yansıyacağını merakla bekliyoruz. Liverpool'a 'geçmiş olsun' demeye geldik lafı şaka mıydı, gerçek miydi, onu da maçtan sonra anlarız artık. Ama bir gerçek var ki, Okan Hoca o koltukta oturduğu sürece bize kahvelik, çaylık malzeme bitmez, onu biliyoruz! Bakalım bu açıklamalarla Liverpool'un uykusu kaçacak mı, yoksa onlar da 'Kimmiş bu Buruk?' diye bir Google araması mı yapacaklar?