Vay be, Liverpool'a bak sen! Şampiyonlar Ligi maçı için İstanbul'a geliyorlar ama sanki Birleşmiş Milletler kültür elçiliği görevi üstlenmişler. Galatasaray deplasmanı öncesi taraftarlarına bildiri yayınlamışlar: 'Arkadaşlar, İstanbul'a geliyorsunuz ama Ramazan ayı var, aman ha dikkat!' Yani top oynamaya mı geliyorsunuz, yoksa 'İstanbul'da görgü kuralları' dersi vermeye mi, belli değil! Ne diyelim, helal olsun Klopp'a, sadece taktik değil, adabımuaşeret de öğretiyor oyuncularına (ve taraftarlarına!).
Mesaj net: 19 Şubat'ta başlayan kutsal ay boyunca, şafaktan gün batımına kadar oruç tutuluyormuş. Bu yüzden, 'yasal olarak yasak olmasa da, gündüz vakti kamusal alanda yemek yiyip içmek hoş karşılanmaz' denmiş. Düşünsene o coşkulu İngiliz taraftarı, gündüz vakti su şişesini çantasına saklarken ya da gizli gizli sandviçini yemeye çalışırken... Resmen 'Bizim buralarda âdet böyledir, saygı gösterin' diye diplomatik bir uyarı yapmışlar. Kardeşim, maç var diye geldiniz, kültür dersi alıp turistik gezi yapmaya değil, biraz abartı olmuş sanki!
Neyse ki maçın saati, bu 'su içmeme' derdini bir nebze ortadan kaldırıyor. 10 Mart Salı günü, RAMS Park'ta saat 20.45'te başlayacak maç, iftarın çok sonrasına denk geliyor. Yani bizim Kırmızılar'ın taraftarı, gündüz susuzluktan çatlamış olsa bile, maça gelene kadar karnını doyurup demlenebilecek. Zaten kulüp de 'Barlar ve restoranlar açık kalmaya devam edecek' diye müjdeyi vermiş. Oh be! E o zaman sorun yok, gelin maçı izleyin, tezahüratınızı yapın, ama ne olur ne olmaz, gündüz vakti suyunuzu gizli için, çaktırmayın! Sonra 'Liverpoollu abiler ayıptır' demesinler bize. Şaka bir yana, hoş geldiler, sefa geldiler, ama kupayı bırakıp gittiler!