Arkadaşlar selamünaleyküm! Geçtiğimiz pazar akşamı derbi kazanı yine fokur fokur kaynadı, ortalık dumandan göz gözü görmedi. Malumunuz, bizim memlekette derbi sonrası ya zafer naraları atılır ya da... evet bildiniz, 'hakem' naraları! Bu seferki 'hakem korosu'nun solistleri Beşiktaş'ın genç yetenekleri Orkun Kökçü ile file bekçisi Ersin Destanoğlu'ymuş. Maçı kaybetmişler, eee, ağızlarında da buruk bir tat var haliyle. Ama laflar öyle laflar ki, hem güldürüyor hem düşündürüyor!
Önce Orkun kardeşimize bir kulak verelim. Diyor ki, 'İlk yarıda daha iyi başlayabilirdik, ikinci yarı daha istekliydik.' E tabii Orkun'cuğum, maça öyle 90 dakika birden coşkuyla başlamak da neyin nesi? İkinci yarıya enerji saklamak lazım! Sonra geliyor asıl vurucu cümle: 'Hep aynı işler dönüyor. Hep bize karşı bir şeyler oluyor.' Vay arkadaş! Sanki maçlarda gizli bir el var, Beşiktaş'ın kalesine doğru giden her topa 'dur' diyor, rakiplerin de önünü açıyor. Orkun'a göre bu işin içinde bir bit yeniği var, belli ki bu 'bit' sadece Beşiktaş maçlarında hortluyor!
Kaleci Ersin'in feryatları ise bambaşka bir mizah seviyesinde. Önce VAR'a isyan bayrağını çekiyor: 'Fenerbahçe'de Trabzonspor'da çağırıyorlar, şimdi çağırmıyorlar. VAR nasıl çağırmıyor?' Allah Allah, sanki VAR sistemi kendi kafasına göre 'bugün kiminle konuşsam acaba' diye düşünüyormuş gibi. Ama Ersin'in zirve yaptığı an şu cümlesi: 'Ceza da almak istemiyorum konuşurken. İnanılmaz. Anlam veremiyorum. Maçın önüne geçtiğini düşünüyorum.' Helal olsun Ersin! Hem hakemi topa tut, hem de 'aman kulübeden de ceza çıkmasın' diye tembih et. Bu durum, bizim ligin her hafta izlediğimiz o trajikomik halinin özeti gibi. Yani 'konuşmak istiyorum ama başım belaya girmesin' demek oluyor bu, hakemleri eleştirirken bile ince bir siyaset yürütmek lazım, değil mi?