Aloooo! Yine mi Ziraat Türkiye Kupası, yine mi sürprizsiz galibiyetler? Galatasaray, Alanyaspor'u 2-1 devirip çeyrek finale adını yazdırmış. Valla bravo, ne diyelim? Normalde bu kupada elenmeler şampiyonluktan daha büyük haber olur, o yüzden sağlam iş çıkardılar. Barış Alper Yılmaz ile o kupaya özel gol atan Nhaga sayesinde rahat bir nefes aldılar. Artık çeyrek finalde kime denk gelirlerse gelsinler, umarım sahaya çıkanlar 'Ben buradayım!' der de sıkıcı maç izlemeyiz.
Maç sonrası mikrofonlara konuşanlardan biri de bu kupanın bize yeni tanıştırdığı (ya da daha doğrusu 'hatırlattığı') Renato Nhaga idi. İlk 11'i görünce herhalde 'Hocam, yanlışlıkla beni mi yazmışsınız?' diye düşünmüştür ama kader ağlarını ördü, sahaya çıktı ve golünü de attı. 'Çok mutluyum, ilk tam maçımı oynadım, ilk golümü attım' demiş. E haklısın evladım, ne yapsın? Sanki daha önce hiç forma giymemiş gibi bir sevinç. Ama asıl bomba neresi biliyor musun? 'Bu durum beni motive ediyor' demesi! Sanki gol atmak ve ilk 11 oynamak motivasyonu düşüren bir şeymiş gibi... Yani ne bekliyordun Nhaga'cım, ilk 11'de oynamayıp yedek kulübesinde oturup mu motive olacaktın? Taraftar, kulüp falan demiş de klasik zaten. Bir de 'Beşiktaş maçı en önemli maç' diyerek topu taca atmış ufaktan. Sakin ol şampiyon, daha neler göreceğiz!
Bir de Can Armando Güner diye bir delikanlımız var, o da ilk kez o dev formayı giymiş. 'Gurur yaşıyorum, hayallerim gerçek oldu' falan... E olmasın mı evladım, her futbolcu bu formayı hayal etmez mi? Sanki daha önce hiç top oynamamış gibi bir heyecan. 'Çalışmaya devam etmem lazım' demiş, iyi bari, zaten boş boş duracak hali yoktu herhalde. İşte Ziraat Kupası böyle anlara vesile oluyor bazen; birileri parlıyor, birileri hayallerine kavuşuyor. Sonra da 'Aaa, bu adam da mı oynamıştı?' diye hatırlıyoruz. Ne diyelim, yolları açık olsun!