Arkadaşlar, bakın şimdi bu futbol denen şey bazen o kadar ironik ki... Geçtiğimiz hafta Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda Fatih Karagümrük, deplasmanda Fethiyespor'u 2-0 yendi, hem de fiyakalı bir galibiyetle. Ee, ne oldu? Kupaya veda ettiler! Yani düşünün, maçı kazandın, hanene üç puan yazdırdın (ki toplamda 5 puan oldu), rakipleri de 1 puanda bıraktın ama eve dönerken bavulunda kupa değil, sadece galibiyetin tatlı anısı var. Sanki 'Ben zaten elendim, bari bir şov yapıp çıkayım' der gibiydi Karagümrük.
Bu 'vedasız veda' maçının golleri de tam seyirlik oldu. 40. dakikada Barış Kalaycı, ceza sahası yayından öyle bir frikik salladı ki, top resmen 'Ben gidiyorum' dercesine ağlarla buluştu: 0-1. Golü atan Barış'ın belki aklında 'bari kupadan giderken iz bırakalım' falan geçmiştir, kim bilir. Hemen ardından 47. dakikada, Fethiyespor kalecisi Arda Akbulut, sağ olsun, Kone'ye topu 'al da at' dercesine bir pas verdi. Kone de 'Hayır demem' deyip, fileleri havalandırdı: 0-2. Kaleci Arda da muhtemelen 'Ne bileyim, bu kadar erken eleneceklerini sanmazdım, biraz moral olsun diye topu Kone'ye ikram ettim' demiştir içinden.
Anlayacağınız, Fatih Karagümrük, bir nevi 'Kupada ben yokum ama beni unutmayın' mesajı verdi. Fethiyespor da bu maçı muhtemelen 'Rakip elenmişti, biraz rahatladık ama yine de yedik' diye hatırlar. Sonuç olarak, Karagümrük puanını 5'e çıkardı, Fethiyespor 1 puanda kaldı ama turnuvaya devam eden onlar değil. Futbol bu, bazen kazanırsın ama kazanamazsın, bazen de kaybedersin ama kaybetmiş sayılmazsın. Bu maçta da durum tam buydu işte, Karagümrük kazandı ama kaybetti, kupayı değil tabii ki, devam etme hakkını. Kahvelerde anlatılacak güzel bir hikaye bıraktılar arkalarında.