Evet dostlar, çaylar kahveler hazırsa kulak verin, size sıcak bir haberim var: Koskoca 2026 Dünya Kupası'na kalmış sadece 100 gün! Yani takvime baka baka ömrümüz çürüyecek derken, bir de bakmışız turnuva kapıda. Ama asıl bomba bu değil. FIFA abimiz bu sefer cidden coşmuş, bildiğin Dünya Kupası'nı tam 48 takımla oynatacakmış! Yanlış okumadınız, kırk sekiz! Dünya Kupası dediğin artık turnuvadan çok 'geniş katılımlı bir aile pikniği' havasında geçecek gibi. Ne diyelim, FIFA 'daha çok bilet, daha çok forma' demenin kibarcasını bulmuş.
Bu büyük organizasyonun ev sahipliği de öyle tek bir ülkeye bırakılmamış tabii. ABD, Meksika ve Kanada el ele vermiş, 'Ne kadar stat varsa dolduralım, ne kadar insan varsa içeri alalım!' demişler. Mexico City'deki efsanevi Azteca Stadı'nda başlayıp, New York'un o devasa MetLife Stadı'nda, tam altı hafta sonra, bir pazar günü bitecek. Yani anlayacağınız, futbol aşkına altı hafta boyunca tatil yapamayacağız, ekran başından kalkmak yasak. Toplamda 104 maç! 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde... Yani bir maçı izlerken diğerinin özetini yakalamaya çalışırken jetlag olacağız galiba. ABD sağ olsun, maçların 78'ine ev sahipliği yapacakmış. Sanki futbolu yeni sevdiğimizi unutmuşlar gibi, 'Alın size bol bol maç, izleyin bakalım' demişler.
Gelelim bu işin en can alıcı kısmına. FIFA, Katar'dan 7 milyar dolar cukka yapmıştı. Şimdi bu 48 takımlı 'festival' ile 11 milyar dolar hedeflemişler. Yani bizim gönlümüzden çok, onların kasasından çıkan sesler daha bir gür geliyor. Bu kadar takım olunca tabii, Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün, Özbekistan gibi ülkelerin de 'Acaba biz de mi Dünya Kupası'na gitsek?' diye düşünmeye başladığı dönemdeyiz. Neredeyse komşu mahalle takımına da davetiye gidecekmiş gibi bir hava var. Hayırlısı diyelim, belki bizim mahallenin takımı da bir gün...