Ya arkadaş, biz de sandık ki Galatasaray'dan Sacha Boey'un geleceğiyle ilgili öyle gizemli, öyle derin bir karar çıkmış ki, hemen manşetlere düşmüş. Hani Boey gitmiş mi, kalmış mı, yeni bir sponsorluk anlaşması mı imzalamış, ne bileyim belki de yeni saç stilini açıklamış diye nefesimizi tuttuk. Ama ne görelim? Meğerse 2026'nın 2 Mart'ında, ayın başında, bütün ligin transfer dedikoduları masaya yatırılmış! Hani Sacha Boey nerede? Başlık neydi öyle? Resmen clickbait'in şampiyonlar ligi versiyonu bu!
Her sabah aynı terane: 'Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor transfer peşinde!' E zaten başka ne bekliyorduk ki? Bu kulüplerin işi gücü borsa oynamak mı? Sabah kalkıyoruz, açıyoruz gazeteyi, 'hangi oyuncu kiminle görüştü, kim kimi çaldı' haberleri. Valla billa, bu gazeteciler de olmasa biz kahvede ne konuşacağız, Allah aşkına? Gündem belli, kadro derinliği belli, bir tek kimin kimi kapacağı belli değil.
Bir de diyorlar ki '1 dakikada göz atın'. Yahu sanki hayatımızın en karmaşık denklemini çözüyoruz. Zaten 1 dakikada ne anlayacaksın? Açıyoruz, görüyoruz ki ortada Boey'dan çok, Boğaziçi Üniversitesi kampüsündeki kedilerin transferi konuşulmuş kadar genel bir haber var. Neyse, önemli olan heyecan olsun da, maksat muhabbet olsun. Yarın da başka bir manşetle, başka bir oyuncuyu beklentiye sokarlar, biz de çayımızı yudumlayıp gülüşürüz artık.