Arkadaşlar, hani şu bizim Kadıköy Panteri Daniel Pancu var ya? Beşiktaş'ın 100. yıl kadrosundan, efsanevi kalecilik performansını (evet, kalecilik!) hepimiz hatırlarız... Ne diyorduk, Panter'den teknik direktör olmuş. Ama öyle böyle değil ha! Romanya'da almış Cluj'u küme düşme hattından, bir güzel parlatmış, üst üste 10 galibiyet, tam bir sihirbazlık! Adam futbolculukta yapmadığı kahramanlığı, teknik direktörlükte yapmaya başlamış resmen. Helal olsun valla, sanırsın bir Mourinho falan türemiş Romanya ovalarında.
Gelgelelim son maça. Kimin takımı? Efsane Gheorghe Hagi'nin Farul Constanta'sını deplasmanda Alibek Aliev ve Karlo Muhar'ın golleriyle 2-1 yenmişler. Puan 50 olmuş, 5. sıraya yükselmişler, play-off garantilenmiş. Tamam her şey güzel de, bizim Panter o kadar kasmış ki kendini, maç sonu basın toplantısına çıkamamış! Düşünsene, takım tarihi başarı elde ediyor, taraftar coşuyor, sen kulübede 'Aman tanrım! Bu kadar başarıya kalbim dayanmaz!' diye inliyorsun. Hani sanki maç değil de, 'Kim Milyoner Olmak İster?' yarışmasının son sorusu oynanıyor, adam stresinden komalık olmuş.
Yardımcı antrenör çıkmış mecburen gazetecilerin karşısına, ne desin? 'Daniel Pancu kendini pek iyi hissetmiyor, ilk yarıdan beri vitamin ve ilaç istedi, çok stres yaşadı, çok yemek yedi...' Vay arkadaş! Hem başarıya imza atıyorsun, hem de stresinden 'çok yemek yedi' diye kayda geçiyorsun! Ben de diyorum bu teknik direktörler niye kilo alıyor, meğer başarıya giden yol mideye ve kalbe çok yük bindiriyormuş. Pancu şimdi o 14 maçta aldığı 12 galibiyetin, 1 beraberliğin, 1 mağlubiyetin tadını çıkarırken bir yandan da 'Acaba bu başarı bana neye mal oldu?' diye hesap kitap yapıyordur herhalde. Futbolculukta gol atmak için koşuyordun, şimdi de stresten koşa koşa doktorun kapısına gitme modundasın Panterim! Ne diyelim, canın sağ olsun, başarıların daim olsun ama biraz da yavaş ol, kalbimiz bu kadar heyecanı kaldıramayabilir.