Arkadaşlar, toplandık mı yine kahvede? Fener'in maçı hakkında konuşacağız. Hani şu Alanyaspor'la 2-2 berabere kaldıkları... Hani herkesin 'ne oldu şimdi?' diye birbirine baktığı maç. Meğerse Alanyaspor'un hocası Pereira, Sporting Lizbon'dan Amorim'e özenip gelmiş, 3-4-2-1'den şaşmıyor, formasyonla yatıp formasyonla kalkıyormuş. Bizim Tedesco da fena değil, 4-2-2-2 diye bir sistem oturtmuş, Talisca-Nesyri ikilisini ileri atmış, arkalarına da Oğuz'la Szymanski'yi koymuş. Ama ne fayda? İlk bir saat topa bakmışız, hatlar arasında kimse yok, sanki 'gel bize gol at' der gibi oynamışız. Sanki maç değil de, Alanya'ya açık davetiye göndermişiz. İlk goldeki kaleci hatasını da saymıyorum bile, o zaten başlı başına bir komedi!
Gel gelelim maçın 'aman Tanrım, bu da kim?' dedirten karakterlerine. Szymanski mi? Aman Allah'ım! Yazarlar 'bu adama ısrar etmek niye' diye ağlaşmaya başlamışlar. Tedesco hoca bir sağ kanat forveti yaratacakmış kendisinden ama adamın sahada tehlike yarattığı falan yokmuş. Sanki sahada değil de tribünde eşofmanla oturuyor gibi. Bir de Talisca var; Emre Bol adam için 'çürük diş' demiş, ne yapsa olmuyormuş, şut atacağı yere pas, pas atacağı yere şut... Bir de penaltı kaçırmaları cabası. Adam çıktı, Fenerbahçe gol buldu; mucize gibi. Resmen 'beni çıkarın, takım rahatlasın' mesajı vermiş sahada.
Ama bütün bunların üstüne tüy diken, son dakikalarda kalesinde devleşmesi beklenen İrfan Can Eğribayat oldu. Golü yedi, ama nasıl yedi! Rakip forvet bilerek vuramaz öyle, resmen 'ben atayım da gol olsun' der gibi topu kalesine atmış. Ne 'tutulacak top' derler, ne 'kaleci hatası' derler, buna 'tam bir İrfan Can vakası' denir! Yazarlar isyan etmiş: 'Bu hata takıma ağır fatura', 'inanılmazdı', 'belki de kulübün kaderini etkileyecek' demişler. Ulan zaten transfer edilen Ederson bu yüzden değil miydi, adam sanki 'forma benim sırtımdan çıktı' diye davetiye çıkarmış Alanya'ya. Hakemler desen, onlar da ayrı bir komedi. Çizgiyi geçen topu görmezler, penaltıyı çalmazlar, 'orta oyunu' falan diyorlar. Klasik Fener maçı draması işte, şaşmadık.