Nuri Şahin abimiz, Başakşehir'in Konyaspor'u 2-0 yendiği maç sonrası öyle bir konuya parmak bastı ki, resmen kahvedeki muhabbetimizi özetledi. Diyor ki, 'Kardeşim, maçta top 45 dakika oyunda kaldı ya! Yarısı kayıp!' Hadi buyur. Bizim ligde futbol topu sanki yasaklı madde, gören kaçıyor, ya taça çıkıyor ya auta ya da bir oyuncu yerde kıvranıyor. Ne o, topa özgürlük mü istiyoruz, anlamadım ki? Hakemlere, hocalara, oyunculara topu oyunda tutma sorumluluğu düşüyormuş. Sanki o top kendi kendine oyundan çıkıyor... Aman Nuri Hocam, 55-60 dakikaları göreceğiz inşallah. Belki bir gün maçın tamamı oynanır, kim bilir?
Başakşehir, Konyaspor'u haklı galibiyetle devirmiş devirmesine ama Nuri Hoca'nın ilk yarıdan pek hazzetmediği, hatta 'iyi futbol yoktu' dediği de ortada. Eh, ikinci yarıya 'yakışan oyunu' sahaya yansıtmışlar da, neyse ki goller gelmiş. Asıl komik olan kısım ne biliyor musun? Adam, Avrupa kupaları için 'her hafta final maçı oynuyoruz' demiş. Artık oyuncular da 'yeter be hoca!' diye isyan bayrağını çekmek üzeredir herhalde. Maç kaybedince yarıştan kopuyormuşsun, iki maç kazanınca tekrar tırmanıyormuşsun... Sanki Süper Lig değil de, Everest Dağı tırmanışı bu. Bir de üstüne Türkiye Kupası'nda Trabzonspor maçı var ki, orada beraberlik bile yetmiyormuş. Resmen 'ya tamam ya devam' durumları.
Ama dur, Nuri Hoca'nın bir de 'iyi haberim var' tadında bir açıklaması var: 'Shomurodov ve Selke iyi ikili oldu!' Demek ki nihayet birbirlerini bulmuşlar. Biri diğerinin oyun zekasını, diğeri ötekinin fiziki kapasitesini rahatlatıyormuş. Sanki ev arkadaşı bulmuşlar, 'birlikte daha iyi anlaşıyoruz' der gibi. Eh, ne diyelim, yarasın! Avrupa'daki temsilcilerimize de selam çakmayı ihmal etmemiş Nuri Hoca. Galatasaray ve Samsunspor'a başarılar dilemiş. Özellikle Galatasaray'ın Liverpool eşleşmesi sorulunca, 'Ben Liverpool'da oynayalı 15 sene oldu, yorum yapmama gerek yok' diyerek hafiften geçmişini hatırlatmış. 'Hani ben de o seviyeyi gördüm' der gibi. E, haklı çocuk, ne yapsın?