Ya bu ne maçtı arkadaş! Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kaldı ama öyle bir kaldı ki, 'kalmasaydı da olurdu' dedirten, yürekleri ağza getiren anlar yaşattı. İlk maçta Juventus'u 5-2 yeniyorsun, rövanşta bir bakmışsın 3-0 geriye düşmüşsün. E hani o 5 gol? Cebinde miydi usta, niye sahada göstermiyorsun? Toplamda 7-5'lik skorla turu geçtiler ama insanın aklı almıyor bu kadar kaosu.
Neyse ki sağ olsun, Victor Osimhen uzatmalarda öyle bir gol attı ki, 'Ulan ne oluyoruz?' demeye kalmadan fişi çekti. Barış Alper Yılmaz da ona eşlik etti, aferin çocuklara. Ama gel gör ki, bizim Nijeryalı yıldız golü attıktan sonra sanki bakkaldan ekmek almış gibi, suratında beş karış bezle ortada dolaştı. Dedik, 'Hayırdır kanka, moraller mi bozuk, yoksa yanlış kaleye mi attın?' Meğer bizim Victor'un 'gerek yoktu' diye özetlediği ama arkasında bin tane felsefe aradığımız o meşhur hareketinin iki sebebi varmış.
Birincisi, sevdiği hocası Spalletti'ye saygıymış. Eyvallah Victor, hoca önemli tabii, ama gol atınca saygıdan sevinmeyen ilk futbolcu olabilirsin herhalde? 'Hocam, sizin yüzünüzden coşamıyorum' der gibi bir durum olmuş. İkincisi ise daha komik: '10 kişiye karşı kötü oynadık' demiş. Bak bu tam bir paradoks! Hem kötü oynadık diyorsun, hem kritik bir gol atıyorsun, hem de 'bu kötü oyunu kutlayacak halim yok' der gibi sevinmiyorsun. Yani resmen 'Ben bu takıma gol attım ama yine de kendimden utanıyorum' modu.
Şimdi düşünsene, adam hem 'duygularımı gizlemem' diyor, hem de kariyerinin belki de en kritik gollerinden birini atıp surat asıyor. Duyguların o an tam olarak neydi Victor, söyler misin? 'Attım ama atmak zorunda kaldım' mıydı? Neyse, işin şakası bir yana, adam duygusalmış anladık. Ama sonuç olarak Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalmışsın Victor, hadi bir kere gülümse be çocuk! Gerçi 'çok mutluyum' demiş sonunda, demek ki o asık suratlı hal içinden gelmemiş. Hadi bakalım, son 16'da kime atıp sevinmeyeceksin, merakla bekliyoruz!