Eveeet, bizim aslanlar Şampiyonlar Ligi'nde öyle aman aman bir stres yaşamadan, hatta biraz da keyif çatarak Juventus'un mabedine, Allianz Stadyumu'na misafir olmuş. Akşamın en güzel saati, 23.00'te başlayacak bu maç, tam çay-kahve keyfine denk geliyor. E haksız da değiller hani, ilk maçı 5-2 gibi skorla evinde tokatlayıp gitmişsin, ne diye kasasın ki? Rahatlıkta nirvana resmen!
Maç öncesi TRT 1 mikrofonlarına takılan Teknik Direktörümüz Okan Buruk, adeta bize kahvehanede maç tüyoları verir gibiydi. Hocanın açıklamalarıyla anladık ki, kendisi tam bir 'İtalyan casusu' edasıyla iş başında! 'Dün gece İtalyan televizyonunu açtım, kadroyu gördüm,' demez mi? Vay be Hoca, bizim scout ekibi boşuna mı çalışıyor, sen aç televizyonu bak! Bir de McKennie için 'Cambiaso'ya benziyor' demiş. E evet Hoca, biz de biliyoruz futbolda bazen ikiz kardeşler sahaya çıkabiliyor ama bu kadar da detaya girmeye gerek var mıydı şimdi? Rakip utanır falan!
Neyse, Juventus'un kadrosu da İstanbul'daki maça bayağı benziyormuş, tek tük değişiklikler, bir de kaleci değişmiş falan... Yani diyor ki Hoca, 'Çok da bir şey beklemeyin, bildiğimiz tas, bildiğimiz hamam.' Ama asıl bomba sona saklanmış: 'Oyuncularımıza güveniyoruz!' E tabii ki güveneceksin Hoca, 5-2 öndesin zaten, güvenmeyip de ne yapacaksın? Futbolcular da bu rahatlığın ekmeğini yer artık. 'Maça iyi başlayalım, iyi devam edelim' gibi klasik, kurtarıcı lafları da savurmadan geçmemiş.
'Önemli bir avantajımız var, bunu kullanmak istiyoruz' cümlesi ise sanki yeni keşfedilmiş bir sırrı açık ediyormuş gibiydi. Hoca'nın bu kadar rahat ve alaycı tonu, sanki 'Ya aslında bu maça da gerek yoktu ama adetten işte' der gibiydi. Hadi bakalım, 5-2'nin üzerine bir de Juventus'tan puan veya puanlar alıp, Avrupa kupası macerasına tam gaz devam etsinler de biz de bu kahve sohbetlerine doymayalım!