Ulan, bu Atletico Madrid'de neler oluyor böyle arkadaş? Sanki bir salgın var da herkes kaçış planı yapıyor! Diego Simeone'nin Inter'le anlaştığı dedikoduları ortalığı kasıp kavururken, şimdi de takımın en klas ayaklarından Antoine Griezmann da "Ben de geliyorum!" diye bağırmış. Anlaşılan Simeone bir kapıyı aralamış, Griezmann da o kapıdan içeriye değil, direkt 'deniz aşırı' bir yerlere bakmış.
Söylentiler öyle sağlam ki, bu Fransız golcü sezonu bile beklemeden, Mart sonuna kadar Orlando City'nin yolunu tutabilirmiş. Düşünsene, adamın 2027'ye kadar sözleşmesi var, hala tıkır tıkır oynuyor (bu sezon 35 maçta 12 gol, 2 asist fena mı yani?), ama sanki kafasında 'Artık biraz da portakal bahçeleri arasında paslaşayım' modu aktif olmuş. Malum, bizim Griezmann abimiz Amerikan sporlarına falan acayip düşkün. NBA maçları, NFL finalleri... Belli ki futbolu bir yana bırakıp, artık kariyerinin 'hot dog yiyerek izleme' bölümüne geçmek istiyor. 'MLS'te oynamak istediğini hiç gizlemedi' derler ya, eh, haklı! Gizlese ne olacak ki, zaten herkes biliyor futbolcunun son duraklarından birinin orası olduğunu!
Yani şimdi Atletico hem hocayı hem yıldız oyuncuyu aynı sezon içinde kaybederse, vay hallerine! Simeone'nin yokluğu zaten ayrı bir dert, Griezmann'ın gollerini kim atacak şimdi? Belki de 'yaprak dökümü' dedikleri şey bu, ağacın tepesindeki en güzel yapraklar birer birer düşüyor. Bakalım bu 'kaçış planı'nın sonu nereye varacak, Atletico'ya kimler kalacak?