Arkadaşlar, durun size bir dedikodu getirdim, kahve falı gibi bir taktik analiziyle karşınızdayım! Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Gaziantep FK maçına öyle bir 11'le çıktı ki, görenler 'yok artık' dedi. Hani derler ya, 'savunma önemli' diye, Tekke bunu biraz abartmış olacak ki Batagov, Savic ve Nwaiwu'yu aynı anda sahaya sürmüş. Üç tane koca stoper! Rakip acaba uzay gemisiyle mi gelecek de biz bu kadar önlem alıyoruz diye düşünmedik değil. Kendisi de sağ olsun, maça çıkmadan beIN Sports'a öyle bir açıklama yapmış ki, sanki kendisi de çok emin değil gibi: 'Evet, sahada üç stoper gözüküyor ama biz çalıştığımızı umuyoruz, bakalım neler olacak?' E hoca, biz de senin umuduna talibiz artık, napalım!
Tekke Hoca, bu kritik Gaziantep deplasmanının aslında bir 'seri yapma' maçı olduğunu da belirtmiş. Yani hani hep derler ya, 'bu maç kırılma maçı' diye, işte onlardan biri. Zorlu bir deplasman, evet, Gaziantep'in ilk yarıda da çok bastığını hatırlatmış. Ama en can alıcı noktası neydi biliyor musunuz? Taktik, baskı şekilleri falan tamam da, 'her şeyden önemlisi duygu' demiş. Ya arkadaş, duyguyla gol mü atılır, duyguyla pas mı verilir? Yoksa Tekke Hoca futbolculara sahada ağlamalarını mı öğretti, duygusal boşalma mı bekliyor, çözemedim vallahi. Belki o üç stoper yan yana durup, 'biz bir aileyiz' şarkısı falan söylerler de rakip dağılır!
Bir de eklemiş, 'Trabzonspor büyük kulüp, bize karşı herkes farklı motivasyonla oynuyor' diye. E iyi de hocam, o zaman bu 'üç stoperli sistem, umarım tutar' stratejisi neyin nesi? Rakip motive olmuşken biz sahaya 'dua edelim de yemesek bari' mentalitesiyle mi çıkıyoruz? Kısacası, Fatih Hoca taktiği de, duyguyu da harmanlamış, üzerine bir de 'inşallah iyi bir maç olur' duası eklemiş. Biz de merakla bekliyoruz, bakalım bu 'üç stoperli umut hikayesi' nasıl bitecek. Umarım topu kendi kalemimize falan atmazlar da, umudumuz boşa çıkmaz!