Şimdi oturduk kahveye arkadaşlar, çaylar benden! Geçen hafta ne oldu biliyor musunuz? Brighton denen ekip, nam-ı diğer Premier Lig'in 'bir varmış bir yokmuş' takımı, altı maç sonra nihayet yüzü güldü. Brentford'u 2-0 yendiler. Ama asıl olay goller falan değil, (Welbeck gol attıysa zaten vardır bir iş!), mevzu bizim Ferdi Kadıoğlu'nun sahadaki 'direklerle muhabbeti'!
Bizim Ferdi abimiz, maçın ilk yarısında topu bir çekti uzaktan... çekti çekmesine de top direğe 'Merhaba, ben geldim!' dedi, döndü geldi. İyi de oldu, çünkü o dönen topu Diego Gomez abimiz affetmedi, hop ağlara yolladı. Brighton da öne geçti. Şimdi sıkı durun, en matrak kısım geliyor: Premier Lig'in resmi Twitter hesabı (artık X mi oldu, neyse) çıktı dedi ki, 'Ferdi Kadıoğlu asist yapamamış olabilir, ama o inanılmaz çabası ödülü hak ediyor!' Vay be! Direğe vuran adama Premier Lig'den övgü! Benim mahalle maçında direğe vurunca 'Lan kör müsün?!' derlerdi. Demek ki Ferdi'nin direği sevme şekli daha profesyonel.
Bu arada, hazır Premier Lig muhabbetindeyken, James Milner diye bir dedemiz var takımda, 40 yaşında 654. Premier Lig maçına çıkmış. Adam bizim bildiğimiz futbolcuların çoluk çocuğa karıştığı yaşta hala sahalarda rekor kırıyor, helal olsun. Ferdi'm de 31 maçtır Brighton forması giyiyormuş bu sezon. Gol? Sıfır. Asist? O da sıfır. Ama işte direğe vurdu mu tüm İngiltere ayakta alkışlıyor. Yani anlayacağınız, Ferdi Kadıoğlu öyle bildiğimiz gol atıp asist yapan topçulardan değil. O, golün oluşumuna, topun direklerle olan felsefi ilişkisine katkıda bulunarak fark yaratıyor. Yeni nesil futbol yorumculuğu derslerinde 'Ferdi'nin Direk Dokunuşu' diye örnek gösterecekler artık!