Ya arkadaş, bizim Ali Koç çıkmış, transfer döneminde "Acaba olur mu?" diye herkesin mırıldandığı Hakan Çalhanoğlu mevzusunu öyle bir anlatmış ki, kahve muhabbetine gel! Diyor ki başkan, "Ya zaten hiç içime sinmemişti, bir arpa boyu ilerleyeceğimize de inanmıyordum" diye başlamış hikayeye. Ama ne hikmetse, "futbol aklı"na güvendiği birkaç dayı, "Başkanım, bu çocuk boşta, sizin tam profiliniz!" diye dürte dürte gazlamışlar. Başkan da şaşkın, "Yahu Hakan Galatasaraylı, ne alaka bizle?" demiş ama ikna edip görüşmüşler işte. Ne diyelim, bazen en olmayacak yerden bile "olur" gazı gelebiliyor!\n\nGel gelelim asıl fiyaskoya! Başkan Koç, Hakan'la konuşmuş falan ama asıl kilit isim, o meşhur menajer! Ali Koç anlatıyor, menajere ulaşmak bir gün sürmüş, sanki ülkenin en yoğun insanı. Ulaştığında da menajer ağam "Bizim acelemiz yok, İstanbul'dan başka takımlarla da görüşüyoruz" demez mi? İşte orada bizim başkanın kibarlığı devreye girmiş: "İyi, sizin canınız sağ olsun" deyip o defteri kapanmış. Vay arkadaş, bazen bir transferin gerçekleşmeme sebebi ne paraymış, ne takımmış, ne futbolcuymuş... Düpedüz menajer tavrı olabiliyormuş! Sanki Hakan Çalhanoğlu değil de, Messi'nin menajeri!\n\nSonra bir de Hakan'ın ağzından çıkan dedikodular olmuş, başkan tekrar aramış Hakan'ı, "Dedin mi böyle şeyler?" diye sormuş. Çocuk da "Yok abi, demedim" demiş. E zaten başkanın dediği gibi, bir arpa boyu ilerlememiş ki mevzu, neyini konuşsunlar? Yani anlayacağınız, bu transfer denen şey bazen o kadar ince bir çizgide ilerliyor ki, menajerin "burnundan kıl aldırmayan" tavrı yüzünden koca iş yalan olabiliyor. Belki de Ali Koç haklıydı en baştan, bazı işler doğmadan ölmüş oluyor.