Arkadaşlar şimdi bakın, memleketin futbol gündemi yeminle stand-up sahnesi gibi. Beşiktaş sezona Ole Gunnar Solskjaer'le 'Bu sefer farklı olur inşallah' diyerek bir başlangıç yaptı ama nafile. Malum, Solskjaer'in koltuğu sallanıp da sonunda yere düşmeden önce, meğer kulüp Spalletti'ye yürümüş. Evet evet, o Spalletti'ye! Hani şu şimdilerde Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Juventus'un başında olan, o 'ben Napoli'yi şampiyon yapmış adamım' edasındaki hocaya. Corriere della Sport sağ olsun, bu derin devlet sırrını ortaya çıkarmış: Kara Kartal, Solskjaer'i yollamadan önce Spalletti'ye 'Gel hocam, gel bizim başımıza geç' demiş ama hoca 'Sağ olun, almayayım' moduna girmiş. Ne desin, 'O karmaşaya mı geleyim?' diye düşünmüştür kesin.
E tabi Spalletti de 'Benim daha büyük planlarım var' dercesine, Beşiktaş'ın teklifini kibarca reddetmiş. Yani daha Beşiktaş, Solskjaer'le yollarını 28 Ağustos'ta ayırmadan, Spalletti'den fırça yemiş gibi bir durum var. En komiği de ne biliyor musunuz? Aynı Spalletti, Mourinho Fenerbahçe'den 29 Ağustos'ta ayrıldıktan sonra bu sefer de sarı-lacivertlilerin aday listesine girmiş. Düşünsenize, bir gün arayla iki büyükten teklif alma ihtimali... Resmen hocanın kapısı çalınmaktan aşınmış. Demek ki hoca da 'Haydaaa, İstanbul'a gitsem biri bitiyor biri başlıyor, en iyisi ben Avrupa'da takılayım' demiştir.
Şimdi adam gitmiş Juventus'un başında, Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'la kapışacak. Bizimkiler de hala 'Acaba az kalsın Mourinho'dan önce daha büyük bir balık mı yakalıyorduk?' diye düşünsün dur. Bu hocaların İstanbul trafiğine girmeme ısrarı bir gün efsanelere konu olacak vallahi. Yani özetle, Beşiktaş bir kez daha 'neredeyse' diye başlayan hikayeler listesine yeni bir madde eklemiş oldu. Hayırlı olsun!