Arkadaşlar, inanılır gibi değil ama bu ligde her hafta bir 'Yok artık!' dedirten olay yaşıyoruz. Bu seferki vaka Ankara'dan, Eryaman Stadyumu'ndan geldi. Gençlerbirliği, evinde Rizespor'u ağırlıyor, maçın başında da öyle bir hava var ki sanırsın şampiyonluk maçı oynuyorlar. Daha 18. dakikada Ali Sowe kardeşimiz, herhalde Rizespor'a jest yapmak istedi (!) kendi ağlarını havalandırdı. Ardından 45'te Koita da yapıştırdı, devreye 2-0 önde girildi. Yani düşünün, maçı izleyen herkes 'Tamamdır, bu iş bitti' modunda kahvelerini yudumluyor...
Ama ne demişler, bizim ligde çaylar soğumadan maç bitmez! Maçı çantada keklik sanan Gençlerbirliği cephesinde herhalde bir rehavet rüzgarı esmeye başlamış ki, Rizespor 'Ben de buradayım' dedi. Hele Mithat Pala diye bir ağabeyimiz var, resmen sahneye çıktı. 77. dakikada vurdu bir tane, Gençlerbirliği defansında 'Eyvahlar olsun!' sesleri yükselmeye başladı. Yetmedi tabii, tam 87. dakikada bir daha, o da ne! Mithat Pala yine boş durmadı, skoru 2-2'ye getirdi. Gençlerbirliği'nin son 10 dakikada yaşadığı şoku düşünsenize, ellerindeki galibiyet bir anda buharlaştı gitti.
Şimdi efendim, sonuç 2-2 berabere bitince Gençlerbirliği, 'Tüh, elimizden kaçırdık' diye hayıflanmıştır. Haklılar da, 2-0 öne geçip maçı vermemek diye bir sanat vardır, bunu uygulamayı unutmuşlar. Rizespor ise, 'Son dakikacılar derneği' adına güzel bir puan kopardı. Gençlerbirliği bu sonuçla 23 puanla 11. sıraya, Rizespor ise 21 puanla 13. sıraya yerleşti. Bu maçın bize öğrettiği tek şey var: Futbol 90 dakika, hatta uzatmalarıyla beraber 100 dakika oynanır, hele ki bizim ligde, son saniyeye kadar rehavete kapılmayacaksın arkadaş!