Evet sevgili futbolseverler, dün akşam öyle bir maç izledik ki, Barcelona'nın 'biz aslında sahaya çıkacaktık ama unuttuk' diye açıklama yapmasını bekledim. Atletico Madrid, İspanya Kral Kupası yarı finalinde bildiğiniz o büyük Barcelona'yı, 'Katalanlar evinde otursun' dedirterek, ilk maçta 4-0'la darmaduman etti. Maç mıydı, yoksa bir 'Barcelona Nasıl Bozguna Uğratılır?' belgeseli miydi, karar veremedik.
Daha topa ısınmadan, maçın 6. dakikasında Eric Garcia kendi kalesine yol tarifi verince şenlik başladı. Sonra eski dost Griezmann sahneye çıktı, 'ben sizi özlemişim' dercesine fişi taktı. Ardından Lookman ve Alvarez de 'biz de boş durmayalım' diyerek ilk yarı bitmeden skoru 4-0'a getirdiler. Yani daha çaylar gelmeden, 'maç bitti, dağılın' dediler adeta, Barcelona soyunma odasına 'yenilmiş' olarak gitti.
İkinci yarıda Barcelona biraz olsun toparlanır gibi oldu ama VAR diye bir gerçek var. 52. dakikada Cubarsi gol attı, sevindiler, sarıldılar... Sonra hakem dedikleri şahıs 8 dakika telefonla konuşup 'yok yeğenim, o ofsayt' diyerek golü iptal etti. Sanki 8 dakika değil, bütün bir futbol tarihini inceliyorlardı. Üstüne üstlük, o şanssız Eric Garcia bir de 85. dakikada kırmızı kart görüp geceyi taçlandırdı. Adamın hayatının maçıydı herhalde, hem kendi kalesine gol hem kırmızı kart... Yapma be Eric!
Şimdi bir de rövanş maçı var. Barcelona'nın 4 gol atıp yemeden maçı uzatmalara götürmesi gerekecek. Yani, teknik olarak imkansız değil ama o maçta mucizelerin değil, olsa olsa başka bir hezimetin konuşulacağı bir senaryo hayal etmek daha kolay. Ne diyelim, Atletico şimdiden final biletini cebine koydu gibi. Barcelona'ya da bol şans dileyelim, herhalde bu kadarını onlar da beklemiyordu!