Vay be, eski başkanlarımızdan Ünal Aysal mikrofonu kapmış yine! Demiş ki, 'Ben Galatasaray lehine bariz bir hakem hatası görmedim arkadaş, ama ne hikmetse bazı maçlarda Fenerbahçe'nin lehine olan şeyler oldu.' Hımmm, şimdi bizim eski başkanın gözüne bir şey mi kaçtı, yoksa hakemler gerçekten Galatasaray maçlarında bir gözlük, Fenerbahçe maçlarında başka bir gözlük mü takıyor, bilemedik şimdi! Yani sanki hatalar, 'Dur bakalım, bu top sarı-kırmızı lehine mi, en iyisi görmeyeyim!' diye falan seçici davranıyor gibi, ne dersiniz?
Başkan sadece hakemler hakkında konuşmamış tabii, biraz da Galatasaray'ın Avrupa'daki yükselişine değinmiş. 'Biz artık o denizde yüzmeye alıştık, bacaklarımız titremiyor,' diyor. Helal olsun Başkan, eskiden Türk takımları yurt dışına çıkınca sanki tatil köyüne gitmiş gibi oluyordu, şimdi 'Acaba kaç atarız?' moduna geçtik. Yönetimlerde 'kan tazelenmesi lazım' demiş, uzun süreli başkanlıklara karşı. Eeee, kendisi de bir ara 'geri dönebilirim' sinyali vermişti sanki, neyse, hafızamız bizi yanıltıyor herhalde! Bir de 'Galatasaray'ı dünya takımı yapacaktık ama destek bulamadım, özellikle Divan Kurulu'ndan,' diye serzenişi var. Ah be Başkan, o projenin detaylarını biz de bilsek, belki kahvehaneden destek fonu kurardık sana.
Fenerbahçe'den oyuncu almayı hiç düşünmemiş, 'kurtarılmış bölge gibiydi' diyor. Vay be, sanki oradan oyuncu gelince kulübe virüs bulaşacak sandın herhalde! Trabzon'dan almışlar ama 'bedelini ödedik' diye de eklemiş, güler misin ağlar mısın? Son olarak da Kerem Aktürkoğlu mevzusuna değinmiş, 'Hülle'den örnek vermiş, çocuğun en iyi şartlarda gitmesi hakkıdır,' diyor. Bence haklı, futbolcu ömrü kelebek ömrü gibi; en iyi parayı nerede görürse oraya uçar, değil mi? Gerçi 'hülle' örneği biraz esprili kaçmış, ama zaten futbol dünyası başlı başına bir komedi değil mi bazen?