Ey ahali, duyduk duymadık demeyin! Bizim A Milli Takım, UEFA Uluslar Ligi'nde resmen ağır siklet grubuna düştü! Tarihimizde ilk defa A Ligi'ne çıktık, sevinçten havalara uçuyorduk. Hani derler ya, 'Küçük dağları ben yarattım,' biz de sandık ki şimdi önümüze daha mütevazı rakipler gelir, şöyle bir Avrupa turu yaparız... Ama nerdee! Bizi direkt Fransa, İtalya ve Belçika üçlüsüyle karşıladılar. Hocamız Vincenzo Montella da kuranın ardından diplomatik bir tebessümle, 'İlginç bir grup,' demiş. Hocam, 'ilginç' de ne 'ilginç'! Resmen futbolun Everest'ine tırmanıyoruz, hem de rehbersiz!
Montella devam etmiş: 'Avrupa’nın en iyi takımlarıyla aynı gruptayız.' E haklısın hocam, haklı olmasına da, acaba onlar da bizimle aynı grupta olmaktan o kadar 'heyecanlı' mı bilemedik. Belki şimdi kendi aralarında 'Türkiye de geldi, kim yenerse yeneriz artık' diye geyik yapıyorlardır, kim bilir! Bir de diyor ki, 'Son 2 yılda önemli bir atılım yaptık ve alttan gelerek buraya ulaştık.' Evet, geldik gelmesine ama sanki zirveye çıktık derken, bizi orada devasa üç tane kapı bekliyormuş ve her birinin ardında 'Fransa', 'İtalya', 'Belçika' yazıyormuş gibi hissettik. Bu atılımı yaptık da, şimdi o kapılardan nasıl geçeceğiz, asıl mesele o!
Şimdi hocanın en güzel lafı da şu: 'Burada kalmak istiyoruz.' Vallahi hocam, biz de istiyoruz ama bu grupla kalmak, Çin Seddi'ni bisikletle geçmek gibi bir şey. Neyse ki Montella akıllı adam, şimdilik odağı Mart ayındaki maçlara çevirmiş. Çok mantıklı, çünkü bu devlerle kapışmadan önce bir ısınma turları, bir psikolojik hazırlık şart. Bir de Dünya Kupası hevesi varmış oyuncularda, 'çok heyecanlı ve istekli olduklarını görebiliyorum' demiş. E haklılar, bu gruptan çıkarsak zaten direkt Dünya Kupası'nı kazanmış sayılırız herhalde!