Yahu arkadaş, şu Jhon Duran mevzusu var ya, akıllara zarar! İngiliz basını deşmiş olayı, okuyunca 'yok artık Ali Sami Yen' dedim. Adam Suudi Arabistan'dan gelmek istemiyor, bizimkiler de peşinden koşuyor, sanki dünya üzerinde başka santrafor kalmamış gibi.
Fener, Al-Nassr'la anlaşmış tamam ama Duran efendi 'Ben Türkiye'ye gelmem' diye tutturmuş. Menajeri desen, defalarca aynı cevabı vermiş. Sanki bizimkiler patates alıyor da beğenmiyorlar! En sonunda bizimkiler bayağı dedektif gibi adamın numarasını bulmuş, 'Bak abi İstanbul ne güzel, tesisler şahane' diye İspanyolca video falan göndermişler. Yetmemiş! Sportif direktör Devin Özek, ateşi varken, midesi bozukken, iki uçuşla Kolombiya'ya gitmiş. Hem de Medellin'e değil, direkt Duran'ın gecekondu mahallesindeki evine! 'Drogba, Eto'o gibi olursun, yanlış adım atarsan kariyerin biter' falan diye motivasyon konuşması yapmış. Adamı ikna ettim sanmış, meğer bizimki Premier Lig'i bekliyormuş! Ama Fener durur mu? Durmaz! 250 bin Euro'ya özel uçak ayarlanmış, hem de Wi-Fi'sız! Niye mi? Başka kulüplerle konuşmasın diye! Sanki kaçırıyorlar adamı, transfer değil resmen rehine operasyonu! Uçaktan inince helikopterle otelin çatısına falan... Yok daha neler!
Peki bu kadar tantana, bu kadar operasyon sonucu Duran efendi ne yapmış? Bir hafta boyunca otelde PlayStation ve Nintendo oynamış! Yahu bizimkiler kapıda beklerken, adam Lara Croft peşinde koşuyormuş! Bir de utanmadan yazmışlar, Fener Duran'ın 'dengesiz mizacını' biliyormuş. E biliyorsanız niye bu kadar eziyet çektiniz arkadaş? Sonra da bakmışlar olmuyor, kışın Zenit'e yollamışlar. Bence bu hikayenin özeti, 'İstemeyene zorla güzellik olmaz, olsa da pek sürmez' felsefesi. Boşuna dememişler, gönlü olmayan eşek koşmaz diye!