Hah, Al-Ittihad'a bakın hele! Ara transfer döneminde öyle bir rezillik yaşadılar ki sormayın gitsin. Kante'yi Fenerbahçe'ye kaptırdılar, hadi neyse. Ama Karim Benzema gibi bir gol makinesini de ezeli rakip Al-Hilal'e kaptırmak neyin nesi be kardeşim? Resmen kendi kalelerine şampiyonluk golü attılar. Şimdi de taraftarın yüzüne bakmak, azalan heyecanı yeniden alevlendirmek için gözlerini Liverpool'un Mısırlı firavunu Mohamed Salah'a dikmişler. Sanki Salah gelince tüm dertler bitecek, Suudi Arabistan Pro Lig'de dengeler yeniden kurulacakmış gibi. Komik vallahi!
Peki Salah neden gitsin ki? Efenim, dedikodulara göre yeni teknik direktör Arne Slot'la yıldızları bir türlü barışmamış. Hani geçen sezon başında yeni sözleşme imzalamıştı da biz de sandık ki "aha, Salah Liverpool'da kalıcı oldu, bir ömür Kırmızılar'da!" falan. Ama ne gezer! 33'üne merdiven dayamış, eski "patlayıcı" performansından da eser yokmuş, Slot da ona "gel sen kanatta bekle, işin gücün topu tutmak" falan demiş galiba. E futbolcu egosuna sığar mı böyle rol? Sığmaz tabii. Ne yapsın, kariyerinin bu evresinde paranın tatlı sesiyle Orta Doğu projesine bir sıcak bakmaya başlamış, normal.
Al-Ittihad da bu arada boş durmamış hani, Youssef En-Nesyri ve Monaco’dan gencecik George Ilenikhena gibi isimleri de kapmışlar ama nafile. Kaybettikleri global prestiji henüz geri kazanabilmiş değiller. Bir de üstüne Moussa Diaby'nin Avrupa'nın dev kulüplerinin radarına girmesi var ki, Salah transferi artık 'lüks'ten çıktı, 'mecburiyet' oldu onlara. Adeta "Salah'ı almazsak yandık, bu sene de çamura battık" moduna girmişler. Neyse ki Liverpool'dan eski kankası Fabinho da Al-Ittihad'da, belki "gel kanka, çayımızı içeriz, kumda top oynarız" diye ikna etmiştir. Bakalım bu dramatik transfer hikayesi nasıl bitecek, Salah'ın yüzü çölde gülecek mi?