Fenerbahçe, Süper Lig'in 21. haftasında Gençlerbirliği'ni ağırlarken, 'aman nazar değmesin' dediğimiz namağlup serisine devam etme peşinde. Maç öncesi teknik direktör Domenico Tedesco çıktı kürsüye, başladı döktürmeye. Kante'den, Guendouzi'den, Asensio'dan beklentisi netmiş. Hocam, sanki orta sahanın maç kazandırdığını yeni keşfetmiş gibi anlattı durdu; 'Orta sahamız bize maç kazanmaya yardım edecek, oyun kontrol etmek için çok önemli.' Vallahi bravo, ne kadar da deha bir yorum! Yoksa bu mevki yıllardır gol pası falan vermiyordu da Tedesco geldi de mi anladık kıymetini?
Sonra bir de İtalyan atasözü falan sıkıştırdı araya, 'Zaferler önemli değildir ama o olmadan hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.' Buyurun buradan yakın! Hani sanki kahvehanede felsefe dersi veriyor sandık bir an. E sonuçta kazanmak önemliyse, neden zaferler önemli değil? Neyse, kafamız karıştı ama anladığımız kadarıyla 'topu ikinci bölgede kazanmamız önemli' diyerek işi biraz daha somutlaştırmaya çalıştı. Yani özetle, topu kaptırınca geri alacağız, hem de rakibin yarı sahasında. Hocanın taktik dehası karşısında şapka çıkarıyoruz, bu gece zor bir maç olacağını da ekledi, sanki Gençlerbirliği'ne karşı her maç kolaymış gibi...
Geldik Kante faslına. Hocamız, iki antrenman sonunda Kante'yi çözmüş, resmen adamın içini dışını okumuş. 'Çok açık birisi, odağı çok yüksek. En büyük güçlerinden birisi' diyor. Aman Allah'ım, sanki uzaydan gelen, daha önce hiç görülmemiş bir canlıyı anlatıyor. Adam futolcu, odaklı olacak, kapalı kutu olmayacak herhalde? 'İlk izlenimlerimiz çok iyi, çok iyi birisi. Onun takımda olmasından mutluyuz.' sözleri de, sanki Fenerbahçe'ye futbolcu değil de, ailenin içine yeni katılan bir damadı anlatıyor gibiydi. Kısacası, Tedesco felsefi konuşmalarını yapıp, Kante'ye övgüler yağdırdıktan sonra, nihayet maçın sonucuna odaklandı: 'Takımımdan beklediğim şey kazanmak için her şeyi yapmaları.' E tabi hocam, o kadar lafın üstüne, başka ne bekleyecektin ki?