Trendyol Süper Lig'de sular durulmuyor, ama Trabzonspor'un gemisi Samsunspor deplasmanında rüzgarı arkasına alıp 3-0'lık rahat bir galibiyetle yoluna devam etti. Tabii ki gecenin yıldızı, gol krallığında zirvede tek başına takılan abimiz Paul Onuachu'ydu; ağlara iki tane göndererek Samsunspor file bekçisini bir kez daha psikolog randevusuna itti. Muçi de boş durmamış, o da bir tane atmış. Bordo-mavililer de cebine 45 puanı atıp keyif kahvesini yudumlamaya geçti. Demek ki neymiş, gol atmak iyidir, özellikle de rakip sahada.
Maç sonu tabii ki mikrofonlara koşan (ya da sakin adımlarla gelen, ne bileyim) kaptanımız Onuachu, galibiyeti değerlendirirken gözlerinden (muhtemelen iki gol atmış olmanın verdiği) mutluluk okunuyordu. Efendim, 'çok zor bir maç'mış, 'Samsunspor iyi bir takım'mış, 'takım arkadaşlarım gerçekten her şeyini verdi' demiş. Yahu Onuachu, sanki sen bu iki golü atana kadar arkadaşların çimenleri sayıyordu da, sonra bir anda gaza bastılar! Ne demek 'her şeyini verdi'? Biz de sandık ki antrenman yapıyorlar. Meğer maçtaymışlar, ne ince detay!
Bir de öyle derin bir laf etmiş ki, 'olaylardan sonra değil olaylar sırasında konuşmayı tercih ederim' diye. Vay be, filozof kaptan! Sanki savaş meydanında strateji belirliyor. Ee, iki gol attın tabii, maçın kahramanı sensin, olaylar tam senin sırasında patladı zaten! Neyse, bu felsefik açıklamalardan sonra takımın kalitesine olan inancını falan da dile getirmiş. İyi ki iki gol atmışsın da, şu takım arkadaşlarına inancın pekişmiş. Yoksa 'bunlarla olmaz' falan mı diyecektin, kim bilir? Taraftarları da unutmamış, uzun yoldan gelip destek verenlere 'bu galibiyet sizin' demiş. Helal olsun taraftara, Onuachu kadar yol tepmese de, oturduğu yerden bağırması da kolay iş değil canım. Eh, bu galibiyet de onlara minik bir teselli ikramiyesi oldu artık. Bir de Trabzonspor kaptanı olmak büyük gururmuş. Bize de olur, ama iki gol atmak kaydıyla, yoksa o pazubandı takıp 'gurur duyuyorum' demek biraz havada kalır sanki.