Ah Ndidi, ah... Sezon başında 'Kartal yuvam' diye Beşiktaş'a gel, daha kış gelmeden İngiliz devlerinin kapısını çal! Tabii bizim bu transfer pazarında sadakat mevzusu biraz tek taraflı işliyor sanki, değil mi? Leicester'dan geldin, Beşiktaş formasını giydin, daha mürekkebi kurumadan meğer arka planda Manchester United'ın kırmızı şeytanları sana göz kırpıyormuş. Sanki bizim ligde futbolcu olmak, bir nevi sürekli evden kaçma denemesi gibi... Hadi bakalım, bu sefer olmadı!
Peki, ne oldu da bu 'rüyalar ülkesi' transferi gerçekleşemedi? İşin içinde biraz kader, biraz da Beşiktaş'ın 'Bırakmam Seni!' marşı varmış. Merhum babasının vefatı olayı işin en acı tarafı, Allah rahmet eylesin diyelim, ama bir de Beşiktaş'ın 'Yok abiciğim, öyle kolay değil o işler!' resti var ki sormayın gitsin. 29 yaşındaki Ndidi'yi kolay kolay bırakmaya niyetleri yokmuş, hele ki 18 maçta bir gol, bir asist yapmışken... Yani, ManU'nun gözüne bu performansla mı girdin Ndidi? Yoksa sırf ismin güzel diye mi geldiler, ne iş?
Neyse efendim, ManU da boş durur mu? 'Ndidi olmadı, başkasına bakarız' deyip teknik direktör Carrick'in kapısını çalmışlar. E, bizim Carrick de ne yapsın, 'Kader sana Ndidi'yi vermediyse, sana bir Mainoo armağan eder' demiş. Ve işte o günden sonra Kobbie Mainoo sahaya çıktı, ortalığı kasıp kavurdu. Yani Ndidi'nin kaçan treni, başka bir gence gün doğurmuş oldu! Şimdi Ndidi Beşiktaş'ta, 'Keşke biraz daha gol atsaydım da ikna etseydim' diye hayıflanıyor mudur bilinmez ama en azından 'Beşiktaş'ın vazgeçilmeziyim' tesellisi var elinde. Tabi 1 gol, 1 asist... O da teselli mi, tartışılır!