Ah be arkadaşlar, yine transfer döneminin son saniyelerine kadar soluksuz izlediğimiz bir dizi bölümü daha sona erdi. Milan, bildiğiniz gibi forvet arayışındaydı, Crystal Palace'ın golcüsü Jean-Phillippe Mateta'yı gözüne kestirmişti. Hani 30 milyon euro gibi ciddi bir paranın da havalarda uçuştuğu, 'Tamamdır, imzalar atıldı, pastalar kesildi' derken... Hoppala! Mateta sağlık testini geçememiş yahu!
Meğersem mesele Mateta'nın futbol yeteneği değilmiş, diz kapağı biraz arıza çıkarmış. Düşünsenize, Milan gibi dev bir kulüp sana kapıları ardına kadar açıyor, bir bakmışsın diz kapağın 'Dur bakalım, o işler o kadar kolay değil' diyor. Athletic'e göre iki gün üst üste testten geçemeyince, Milan da 'Aman kalsın, biz almayalım' demiş. Ya arkadaş, bu diz ne zamandır problemdi de Crystal Palace'ta 34 maçta 10 gol 2 asist yaptı bu adam? Golleri atarken diz kapağı izin mi veriyordu yoksa gizlice mi atıyordu topu?
Yani şimdi ne oldu? Milan, 30 milyon euroyu cebinde tuttu, Mateta da transfer talebini ilettiği Crystal Palace'ta, Glasner'in ayrıldığı, Guehi'nin Manchester City'ye gittiği bu karışık ortamda diz kapağıyla baş başa kaldı. Yazık oldu çocuğa valla, bir yandan kaçmak istemişsin, öte yandan vücudun ihanet etmiş. Neyse ki Palace'ın başka bir transferi olan Jorgen Strand Larsen bu diz kapağı sendromundan etkilenmeyecekmiş, o da ayrı bir parantez. Velhasılkelam, bu transfer dönemi bazen futbolcunun kabusu, bazen de kulüplerin kurtuluşu olabiliyor. Mateta'nın diz kapağı bu kez kurtarıcı rolü üstlendi, Milan için tabii ki!