Ya bu Fenerbahçe'nin transfer hikayeleri yok mu? Sanki senaryo yazıyorlar her ara transfer döneminde. Aylardır peşinde koştuğumuz Ademola Lookman, bizimle anlaşıyor gibi yapıp sonra tak diye İspanya'ya Atletico Madrid'e uçmuş. Hani derler ya "Sevdiğin kadar sevilirsin", biz sevdik de adam bize bakmadı bile! İşte tam da bu "enkazdan" sonra, masaya pat diye bir isim düşüyor: Romelu Lukaku!
Şimdi düşünün, Lookman gitmiş, moral sıfır. Derken "Hop, size Lukaku'yu öneriyoruz!" diye bir ses. Hani yedek kulübesinden gelip maçı kurtaracak biri gibi. Eskiden adını duyduğunda 'vay be' derdik, ama son zamanlarda Romelu kardeşimiz sahada koşmaktan çok revirde dinlenmeyi tercih ediyormuş anlaşılan. Adam bu sezon Napoli'de sadece 3 maçta toplam 20 dakika oynamış, yani çoğu maçın özetini izlemekten daha kısa bir süre! Maç izlerken çay demlesek daha uzun sürer.
Eh, bu durum teknik direktör Domenico Tedesco'nun gözünden kaçar mı? Adam duymuş, "Lukaku mu? Hangi Lukaku? Oynayan mı, sakat olan mı?" diye sormuştur herhalde. Sonunda da "Yok kardeşim, ben bu topa girmem!" diye basmış vetoyu. Haklı da, ne yapsın? Elimizde sağlam futbolcu kalmıyor zaten, bir de sakatlıktan yeni çıkacak, ne zaman forma gireceği belli olmayan birini mi alacağız? Fener'in gol sorununu çözmek için gelen, ama kendisi gol yemeden sakatlanan forvet fantezisi şimdilik rafa kalktı anlayacağınız. En azından Tedesco, kulübün cebini düşündü diyelim, ya da kendi başını ağrıtmak istemedi!