Oğlum bak şimdi, hani derler ya 'ucundan tuttuk', işte Fenerbahçe o Avrupa Ligi macerasında ucundan tuttu, hatta parmaklarının tırnağıyla tutundu diyebiliriz. UEFA'nın o meşhur, biraz da sıkıcı Nyon'daki genel merkezinde toplar döndü, bence bizimkiler de nefeslerini tuttu. Hani 8 maçta 3 galibiyet, 3 beraberlik, 2 yenilgiyle anca 11 puan toplayıp 19. sıradan play-off'a kalmak... Valla bravo, azim diyelim, şans diyelim, ne diyelim bilemedim. Ama neticede bir şekilde kaldılar, tebrikler yani.
E peki bu 'kıl payı' turlayan Fenerbahçe'nin karşısına kim çıktı? Premier Lig'den tanıdığımız, öyle çok da ahım şahım bir sezon geçirmeyen Nottingham Forest! Hani şu 'orman çocuğu' lakaplı ekip. Düşünsene, yıllar önce Avrupa'yı sallamışlardı ama şimdilerde biraz 'eh işte' modundalar. Fener için iyi mi oldu kötü mü oldu, orası ayrı bir tartışma konusu. Kimi der 'iyi oldu, yenilebilir rakip', kimi der 'dikkat et, sakın hafife alma, Premier Lig takımı sonuçta'. Benim tahminim, Fener'in bu maçlarda uykusu kaçar, biraz ter dökerler gibi. Ama sonuçta orman mı yener, kanarya mı, izleyip göreceğiz. İlk randevu 19 Şubat'ta, rövanş da bir hafta sonra 26 Şubat'ta. Tam da soğuk Şubat günlerinde, taraftara maç izleme bahanesi çıktı desene!
Şimdi asıl bomba ne biliyor musun? Bu turnuvanın finali 20 Mayıs'ta İstanbul'da, hem de Beşiktaş'ın stadı Tüpraş'ta! Yani düşünsene, Fenerbahçe oraya kadar gelir de kupayı orada kaldırırsa... Of, o muhabbetler, o geyikler bitmez. Ama önce bir Nottingham Forest engelini geçmek lazım. Sonra Mart'ta son 16, Nisan'da çeyrek, Mayıs başında yarı finaller... Yol uzun, taşlı, dikenli ama işte hayal kurmak bedava. Ne diyelim, Fener'e kolay gelsin. Umarız ormanı yakıp geçmezler de, futbol oynarlar!