Arkadaşlar, geçenlerde kahvede otururken bir baktım, Şampiyonlar Ligi'nde bizim Karabağ almış başını gitmiş! Hani bu bildiğimiz Karabağ, Azerbaycan'ın temsilcisi... O Porto'lar, Dortmund'lar, Milan'lar falan dururken, adamlar lig aşamasını 10 puanla 22. sırada bitirip son 16 play-off turuna yükselmişler. Haydaaa! Kim bekliyordu böyle bir sürprizi Allah aşkına? Resmen "Biz de varız!" dediler, hem de öyle böyle değil, bayağı ses getirerek.
Şimdi gelelim destanın detaylarına. Bu Karabağ dediklerimiz, lig aşamasında Benfica'yı deplasmanda 3-2 devirip "Şampiyonlar Ligi'nde ilk galibiyetimiz olsun" demişler. Sonra Kopenhag'ı 2-0 yemişler, "e alışıyoruz herhalde" der gibi. Eintracht Frankfurt'u da 90+4'te Behlul Mustafazade'nin golüyle 3-2 mağlup edip, rakip taraftarlara "bu da mı gol değil be!" dedirtmişler. Ha, son maçta Liverpool'dan 6-0 yemişler ama olsun, diyet borcu canım! Sonuçta 24 takım arasına girmeyi başardılar, Liverpool da herhalde "gelmişken bir çayınızı içelim" dedi herhalde.
Sadece lig aşaması da değil, bu delikanlılar elemelerde de ortalığı kasıp kavurmuş. Shelbourne'dan Shkendija'ya, Ferencvaros'a kadar kim geldiyse elemişler. 6 maçta 5 galibiyet, 15 gol atıp 5 gol yemişler. Resmen "bize buralar dar geldi" demişler. Peki bu işin arkasındaki gizli kahraman kim? Tabii ki Kurban Kurbanov hocam! 2008'den beri takımın başında, adam Karabağ'a resmen sihirli değnek değdirmiş. 11 lig şampiyonluğu, 6 kupa... Resmen Azerbaycan'ın Alex Ferguson'u. Zaten kendisi de "Biz Türk halkıyla kardeşiz, bizi kendi takımları olarak görüyorlar" diyerek gönlümüzü fethetmişti. Helal olsun Kurbanov hocam, bize de güzel bir futbol ziyafeti çektirdiniz!