Arkadaşlar, şimdi size öyle bir haberle geldim ki, kahveniz boğazınızda kalacak, çayınız soğuyacak. Hani şu futbolun 'kötü çocuğu' ama aynı zamanda efsanesi, yeri geldi mi rakibin ayağına basan, yeri geldi mi kendi ağlarını bulan Sergio Ramos var ya? Hah, işte o Ramos, 39 yaşında futbola doymuş olacak ki, artık top peşinde koşmaktan ziyade, kulüp peşinde koşmaya karar vermiş! Hem de öyle sıradan bir kulüp değil, bizzat altyapısından çıktığı, formasını terlettiği Sevilla'yı gözüne kestirmiş. Demek ki neymiş, futbolculuk kariyeri bitse bile 'ben patronum' demek Ramos'a çok yakışacakmış! Sahada kırmızı kart görmekten sıkıldı, belli ki şimdi kasaya talip oldu.
Peki, bu işin maliyeti ne kadar dersiniz? Hadi buyurun, oturun. Cadena SER'in kulağımıza fısıldadığına göre, bu 'delifişek' Ramos, Sevilla için tam 450 MİLYON EURO teklif etmiş! Duymadınız değil mi? 450 milyon! Resmen kumbarasını kırmış, hatta kredi kartlarını zorlamış gibi duruyor. Five Eleven Capital adlı şirketiyle (evet, kendine şirket bile kurmuş, Ramos'u küçümsemeyin!) Sevilla'nın hissedarlarıyla prensipte anlaşmışlar. Şimdi kulübün mali durumunu falan inceleyecekmiş. E normaldir, o kadar parayı dökeceksin, bir de defterlere bakarsın. Ramos'un sahada baktığı gibi acımasızca bakar herhalde defterlere de, kim bilir belki defterler bile kırmızı kart görür!
Yani anlayacağınız, Sergio Ramos 'Benim evim burası' lafını bayağı bir ciddiye almış. Altyapısından yetiştiği, iki ayrı dönemde formasını giydiği kulübü satın alarak, futbol sahasındaki mirasından sonra, şimdi de kulübün gerçek sahibi olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor. Artık Sevilla'da hakemler yanlış karar verse, kime bağıracak? Kendi kendine mi? Ya da kendi kulübünün futbolcusu sert faul yapsa, VAR'a kim gidecek? Belki de yeni hedefi, kulüp satın alıp, ardından kendi kendine bir de kırmızı kart göstermektir, hiç belli olmaz. Ramos bu, her an her şey beklenir!